Yasa(kla)mak

Güncel olaylarda ne yazabilirim diye tereddüt etmiştim blog ilk hayata geçtiği zamanlarda ama günümüz dünyasında yazacak konular her zaman olacak gibi görünüyor. Temmuz ayının başlarından beri Türkiye 'de sosyal medya üzerinden siyasi bir kişiliğe dokunan bir saldırının sonucu olarak sosyal medya kavramına bir düzenleme getirilmesi gündemde idi. Bunun için kanun teklifi sunuldu ve yakın zamanda da kabul edildi. Şimdi bu yazı siyasi bir yazı olmayacak yani hevesin kursağınızda kalabilir :) İster istemez az da olsa siyasete dokunduracağım fakat benim asıl kafamı kurcalayan şu iki kelime bir araya geldiğinde neler olacağı: Sosyal medya ve yasa(k).

Dünyanın her tarafında olduğu gibi Türkiye 'de de farklı haber ve medya araçları bu yasa tasarısını farklı yorumladı ve aktardı veya yansıttı. Kimisi sosyal medya yasaklanacak gibi izlenim verdi, kimisi facebook ve twitter kapanacak gibi, kimisi de sosyal medya devleri dize getirilecek gibi. Bu yüzden konu yasa olunca detaylarını direkt olarak kendisini okuyarak öğrenmenizi tavsiye ederim öncelikle. Ben gözüme çarpan birkaç maddesini sıralayarak yorumumu katmak istiyorum. Konu oradan yürütmeye ve yan etkilerine gelecek. Sonrasında da dijital çağda dünyada neler görebiliriz, sosyolojik olarak incelemeye çalışacağım. Hukuktan çok anlamadığım için yanlışım varsa lütfen yorumlara yazın.

Dikkat çekici maddeler

  • 1. Kullanıcı sayısı 1 milyonu aşan uygulamalar sosyal ağ kategorisine dahil edilecek ve Türkiye 'de özel veya tüzel temsilci bulundurmak zorunda kalacak
  • 2. Kullanıcılar, mahkemeye gitmeye gerek kalmadan direkt olarak temsilciliklere kişilik hakkı ihlali ile ilgili başvuru yapabilecek
  • 3. Yasa çıktıktan sonra ihtar edilmelerine rağmen 30 gün içinde Türkiye’ye temsilci atamazlarsa bant genişliğinin yüzde 50 daraltılması, buna rağmen temsilci atamamakta direnmesi durumunda ikinci bir ihtarda bulunulup 30 gün içinde bant genişliğinin yüzde 95 oranında daraltılması mümkün olacak
  • 4. Kişilik haklarının ihlali ve özel hayatın gizliliğinin ihlali durumunda yapılan başvuruların 48 saat içinde cevaplandırılması yükümlülüğü getirilmesi gerekecek
  • 5. Hesapların gerçek kimlikleri üzerinden açılması zorunluluğunun getirilmesi, sahte hesapların engellenmesi gerekecek

Yorum

İlk bakışta bu yasanın Türkiye 'deki yasadışı sosyal medya paylaşımlarının önüne geçmek ve kişilik haklarını korumak amacıyla sosyal medya kavramını düzenlemeye yönelik çıkarıldığını görüyorum. Maddeleri eleştirmiyorum, aksine desteklediğim tarafları da var. Amacım kafalarda soru işaretleri oluşturmak olduğu için irdeleyici olmaya çalışacağım.

İlk maddede 1 milyon kullanıcıyı aşan uygulamalar olarak bahsediliyor. Aklıma ilk takılan soru bu. 1 milyon olması yeterince etkili olduğunu mu göstermekte? 100 bin kullanıcısı olan bir uygulama ile çok daha etkili bir sosyal mühendislik veya çeşitli illegal girişimler yapılamaz mı? Bir sosyal medya ortamının etkisini sayı ile kategorize etmek anlamlı mı?

Ayrıca günümüzde bir çok farklı fikir çıkıyor insanlardan. Örneğin eskiden sadece yazılı iletişimi olan chat odaları vardı. Bunun benzeri bir uygulama binlerce kişi tarafından kullanılsa, bu paylaşım içerik paylaşımı olarak değerlendirilemez mi? Veya çok oynanan oyunlar ve bunlar için kurulmuş Discord benzeri uygulamalar? Eminim başka türlü örnekler de olacaktır veya zaten mevcuttur. Bu yasa sadece Twitter, Facebook gibi kullanıcı kaydı ve yazı, resim ve video paylaşma üzerine mi kurulu? Bu yeterli olacak mı gerçekten?

Başka bir örnek Medium gibi blog siteleri. Buralarda yazdığınız paylaşımlar milyonlara ulaşabiliyor. Sosyal kelimesinin manası da çok geniş ve esnek mesela. Arkadaşlık ve flört uygulamaları da çok meşhur mesela. Bunlarda da sahte hesaplar mevcut ve işin daha kötüsü gençlere veya bu konuda bilgisiz kişilere ciddi zararlar da verebilmekte. Yine aynı noktaya geliyorum. Yasanın amacı üzümü yemek değil de bağcıyı dövmek mi?

Temsilci bulundurma konusunda yorumum yok :) Günümüzde bir web uygulaması ile bütün dünyada nüfuz sahibi olabiliyorsunuz ve bu da herhangi bir X ülkesinde belli kurallara tabi olmanızı gerektirebiliyor. Ülkeyi tanımak gibi bir anlamı da var bunun sanırım. Ayrıca başvuruların hantal hukuki yapılarla değil de direkt olarak sosyal medya sağlayıcısına yapılabilmesi de mantıklı olacaktır. Bu da 2. maddeyi açıklıyor sanırım. Fakat sonra buna yaptırımlar geliyor.

3. madde, temsilci bulunmaması ile yapılan ihbardan sonra belli erişimin sınırlandırılması. Bunun da ters tepmesi durumunda tavşan ve dağ ilişkisi doğabilir sanki. Bu yüzden bu durumda kısıtlamadan çok para cezası gibi bir yaptırım getirilmesi mantıklı geliyor. Dijital çağda yaşıyoruz, soyutlanmak yerine karşılık verebileceğimiz yine dijital bir zemin olmalı.

4. maddeye göre kişilik haklarının ihlali durumunda da kısa bir sürede içeriğe müdahale edilmesi gerekiyor. Bunu insan hakları açısından çok doğru buluyorum. Fakat yasa ile düzenleme yaparsın eğitim değil. Yani bir kişiye şahsi bir saldırı içeren bir içerik kaldırılabilir belki ama bunu yapan kişi kaldığı yerden devam edecektir.

5. madde ise sahte hesaplar sorunu. Bu sorun bütün dünyada geçerli ve günümüzde bildiğim kadarıyla tam anlamıyla sahte hesaplara karşı korumalı herhangi bir sosyal araç yok. Burada şu soru aklıma geliyor. Sahte hesapla ve impersonation yani kişinin taklit edilmesi ile kimlerin başına ne iş geldi Allah bilir. Bunun sorumlusu sosyal medya aracı mı, yasanın olmaması mı yada yanlış işletilmesi mi?

Sosyal - medya ve yasa

Yasaları incelerken öne çıkan durumu burada toparlayayım. Sosyal medya konusu somut bir gerçeğidir günümüzün. Sosyal dediğimiz kavram dijital ortamda birçok şekile girebilmektedir. Medya kavramı ise evlere şenlik. Hani bana sorsanız Türkiye 'nin ve dünyanın sosyal medyadan önce medya denen bir belası yok mu? diye sorarım. Medya iletim aracı demektir. Dijital ortamda sosyalleşme kavramı ile yazılı ve görsel medyadan sonra sosyal medya kavramı da hayatımıza girmiş oldu. Bu şekilde zaten sorunlu olan 2 kavram bir araya geldi. Herhangi bir ülkede herhangi bir amaç ile bu ikisini dizginlemeye çalışan araç ise yasalar şu anda. Her yasa beraberinde yaptırımları da getiriyor ve ister istemez başlıkta belirttiğim gibi yasadan (düzenleme) yasak (engelleme) haline dönüşebiliyor.

Yasa kavramı üzerine biraz daha gideyim. Dünyanın her yerinde bir kural ve kaideler bütünü olarak bir yasa kabul edildiğinde bunun yürütülmesi ve yargılanması kavramları geliyor arkasından. Bu üçlü arasındaki ilişki de ülkeden ülkeye, gruptan gruba ve hatta kişiden kişiye bile değişebiliyor. Bu yüzden yukarıda yaptığım bütün yorumlar aslında öngörü oluyor. Günümüz dünyası dijital çağa nasıl ayak uydurabilecek, yasalarla mı yoksa yasaklarla mı? Bunu zamanla göreceğiz ama bana sorarsanız ikisi de yeterli değil.

Ayrıca hiç alışık olmadığımız dijital oluşumlara karşı anlayışımız nasıl evrimleşecek. Giderek kısıtlayıcı mı olacak insanoğlu? Veya benimseyip insanları eğitmeye yani önce insanı düzeltmeye mi çalışacak. Bugün farklı ülkelerin sosyal medya konusunda farklı politikaları mevcut. Sosyal medya bir araçtır ve bunu kullanan insanın elinde her forma girmeye de adaydır. Bence şu anda dijital çağa ayak uydurmaya pek hazır değiliz. Bütün dünyayı kastediyorum. İleriyi düşünmek yerine günümüzde çıkmış olan sorunlara bir takım insanların başı yandıktan sonra çözüm aramak şeklinde yaklaşıyoruz.

Dünyada şu anda insan haklarının bile doğru dürüst korunmadığını düşünüyorum. O yüzden bunun gibi sosyal medya üzerinde düzenleme yapan her ülkeye şu soruları sorarım: Kimi veya neyi korumayı amaçlıyorsun? Kimden veya neyden korumayı amaçlıyorsun? Kişilik hakları, devletin ve milletin bekası, terör unsurları, nefret söylemi, ırkçılık ..vs gibi pek çok konu var çünkü insanlığın gündeminde. Ayrıca her ülkede o ülkenin gerçeklerine göre önlemler alınması da gerekecektir. Bu gibi soruların samimi cevapları olmalı ki ülke ve insanlık adına atılan bir adım olduğu anlaşılsın.

Henüz alışkın olmadığımız bir düzene doğru gittiğimiz için bu düzenin aldananları da aldatanları da çok olacaktır. Yarın bir gün şu yasadan dolayı yaptığınız paylaşıma ceza geldi diyen dolandırıcılar çıkacaktır. Bunları kullanırsanız başınız belaya girer, gelin bizim uygulamayı kullanın diye korkutup kişisel verileri alıp satanlar olacaktır. Ben Facebook temsilciliğinden arıyorum telefonları gelecektir. Bilinçli sosyal medya kullanıcısı olma konusuna hiç değinmiyorum bile. Belki daha sonra fikir ve felsefe konusunda dokunabilirim.

Yasadışı örnekler

Alt başlık efsane oldu :) Bu noktada yasa kavramından uzaklaşıp, kendi ispatımı sunmak adına dijital içerikleri ve sosyal medyayı ilgilendiren bazı teknik örnekler vermek istiyorum. Bizzat şahit olduklarım var çünkü. Sonra kendi çıkarımımı yapıp bitireceğim.

Facebook tarafından fitili ateşlenen kişisel veri gizliliği furyası yüzünden binlerce uygulama ve web sitesi yaptırımlara maruz kaldı ve kurunun yanında yaş da yandı. Başkalarının verilerini bir şekilde toplayıp reklamcılara satmak günümüzde hala kullanılan bir model ve bu konuda önlem alabilmek veya yaptırım uygulamak çok zor. Kullanım koşullarını kabul ettiğinizde paylaştığınız her şey kelimenin tam anlamıyla sosyal medya aracına ait olabiliyor.

Sonrasında Facebook entegrasyon altyapısını değiştirdi ve muhtemelen on binlerce uygulama ve web sitesi saç yolduran süreçlerden geçti. Ben şahsen geçemedim ve facebook entegrasyonumu kaldırdım o derece yani. Bir örnek daha. Zamanında android uygulamaları telefonunuzdaki gerekli gereksiz her izni baştan alıyordu. Sonrasında geliştirilen altyapı ile sadece kullanıldığında izin istenmesi yapısına geçildi ve milyonlarca uygulama yine güncellenmek zorunda kaldı.

Aynı android işletim sistemi bünyesindeki dosyalara erişimi kısıtlayıp Facebook gibi bir validasyon süreci ile erişime açma kararı aldı. Bu da dijital bir yasa idi ve karşılığı yasak olarak hayata geçti. Sosyal medya devleri bile şu anda bu oyunu düzgün oynayamıyor.

Teknik detaylardan çıkayım. Yakından takip etmedim ama Günümüzde Amerika ve Çin arasında uygulama ve web sitelerinin karşılıklı kısıtlanması gibi bir garip olay da mevcut. Dijital dünyanın emperyalizmi için uğraşmak bu olsa gerek. Yukarıda sorular sormuştum kimi veya neyi koruyorsun gibi. Şu anda bir ülke bir servis sağlıyor diye engellemek insan hakları veya refah seviyesini iyileştirmek adına atılmış adımlar değil.

Wikipedia isimli bir saçma bir olay oldu Türkiye 'de. Yukarıda 1 milyona takılmamın sebeplerinden birisi de bu. Türkiye aleyhine kimler nerelerde neler yazıyor ve yayıyor ama nedense wikipedia engelleniyor. 1 milyondan fazla erişimi olduğu için mi? Bu bir önlem değil ceza değil saçmalıktı bana sorarsanız. Burada milliyetçilik gibi bir kavramı sorguluyorsanız siz bu sorgulamayı yapana kadar birileri Türkiye aleyhine bir yerlerde bir paylaşım yapmıştır bile. Dijital dünyada egemenlik veya hükümdarlık veya krallık gibi kavramlar yok. Hazır değiliz demiştim ya, bu "egemenlik benim olsun" şeklindeki yaklaşım tarzı da buna bir örnek.

Bu dijital kavramlar yerine otururken yanlışlar yaptık ve daha da yapacağız. İnsanı ve devleti koruyalım derken internet ortamının nasıl kullanılması gerektiğini belki de baştan keşfedeceğiz. Sonra belki de dijital dünyanın da gerçek dünya gibi insanlara koyulan kurallarla düzenlenemeyeceğini fark eder ve dijital dünyayı insanlaştırmak yerine insanları bu dünyaya alıştırmaya çalışırız. Siyasi düzenler insanları yönetebilir. İnsanlar da dijital ortamları yönetebilir. Aradaki anahtar insandır.

Tabi ki dijital dünyanın sınırları yok ve kontrolsüz ve bilinçsiz kullanımı özellikle gençler için tehlike oluşturuyor. Genç = gelecek demektir bu kadar basit. Fakat ileriye dönük düşünmeden bu dönüşüme gerektiği gibi ayak uyduramayız. Zamanında chat odaları vardı. Teknoloji ilerledikçe Facebook Whatsapp gibi uygulamalar çıkınca ismi sosyal medyaya dönüştü. (O zamanlar da sosyaldi ve o zamanlar da medya idi ama kim düşündü ki.) Zamanla başka sebeplerden de tanımlarımızı, yaşayışımızı ve anlayışımızı değiştireceğiz. Yasalarla bu hıza yetişebilir miyiz?

Ayrıca küreselleşmenin en büyük itici güçlerinden birisi dijital ortamlardır. Dünyaya kafa tutmak yerine ayak uydurmak yani yasaklamak ve kısıtlamak yerine düzenlemeye çalışmak ve hatta bilinçli kullanabilmek bence daha anlamlı olacaktır. En basitinden Twitter 'dan kopuk bir Türkiye olmak yerine içeriği paylaşanlar hakkında adaletin tecelli etmesi olabilir mesela.

Eleştirmek kolay tabi

Dediğinizi duyar gibiyim :) Hayatımıza giren her yeni kavram aynı zamanda yeni cehaletler de doğurur ister istemez. Bu yüzden ben de kendi bilgim, tecrübem ve öngörüm ölçüsünde kendimce çıkarımlar yapabiliyorum. Bu konuda karar verici veya sözü geçen bir insan olmak isterdim ama şu anda bulunduğum konumda bir vatandaş ve bir insan olarak dünyaya baktığımda insanoğlunun yeni kavramlar üretip bunların içerisinde bocaladığını görüyorum. Tabi ki çok fazla sorun ve irdelenmesi gereken konu var. Tabi ki ülkeler arası ilişkiler gibi konular da var. Tabi ki ülke içinde insanları organize edebilen veya manipüle edebilen yapılar var. Tabi ki benim de vakıf olmadığım birçok detay var. Fakat bu konuda bilgi sahibi insanlar fikir üretmedikçe üretilen fikirlere de herkes benim gibi çeşitli eleştiriler getirecektir.

Benim günümüzde sosyal medya anlamında gördüğüm en büyük 3 sorun var. Sahte hesaplar, güvenlik ve zararlı içerik. Güvenlik konusunda geliştirilmiş çözümler zaten mevcut ama sahte hesaplar epeyce sorun oluşturuyor. İçerikler konusunda bir fikrim yok çünkü içeriğe kısıtlama koymanın pek anlamı ve yeterliliği olmuyor. Paylaşıldıktan sonra kaldırılması için girişimde bulunabiliyorsunuz teknik olarak. Onu da kaldıran tekrar paylaşabiliyor. Zamanında kültürel asimilasyon için kütüphanelerin yakılmasına benzemiyor bu olay. Kocaman bir sanal ortam herkesin elinin altında. Bu yüzden bu konuda yapıcı bir çözüm üretmek epeyce zaman alacaktır.

Sonuç: Dünya dön(üş)üyor

Henüz bizi nelerin beklediğiniz bilmediğimiz bu çağda oluşup yerleşen olgulara karşı önlemler almaya ve bunların kullanımına yönelik çözümler üretmeye çalışıyoruz. Dediğim gibi dijital çağda daha yapacağımız yanlışlarımız olacaktır. Yasalar konusunda da (insanoğlunun aldığı her karar gibi) yürütülmesi ölçüsünde değerlendirme yapabileceğiz. İnsan hakları korunmalı ve bilgiye erişim mümkün oldukça özgür olmalı. İnsanlar bilinçli davranır ve işbirliği içerisinde olursa sorunlarımız azalabilir. Çünkü hem yaşadığımız dünyayı hem de dijital dünyayı şekillendiren bizleriz. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere :)


Bir yorum yazabilirsiniz