"-mış gibi" nin analizi

"-mış gibi 'nin analizi" dediğim zaman aslında hayatın bir çok alanında birşeyleri yapıyormuş gibi, umursuyormuş gibi, biliyormuş gibi, yaptığımız şeylerden bahsediyorum. İngilizce karşılığı "pretending" oluyor. Türkçede biz genelde "rol yapmak" diyoruz. Ben de blog yazısında sürekli "-mış gibi" diye yazmak istemediğim için rol yapmak olarak adlandırıp yazacağım. Rol yapmak dediğimiz zaman konseptin arkasındaki tehlike biraz gözden kaçabiliyor.

Rol yapmayı bir yalan olarak görür müsünüz? Bir iş yapıyormuş gibi veya birşeyler hissediyormuş gibi veya düşünüyormuş gibi görünmek mesela. Bana sorarsanız aldatıcı veya yanıltıcı olduğu için yalan olarak değerlendirebilirim. Ama bazı spesifik açılardan bakıldığında kusurlu bir davranış olmak yerine bir savunma mekanizması da olabiliyor. Yine de rol yapmanın genelde bir reaksiyondan çok amaca yönelik bir davranış olduğunu söylerim. Birçok insanın rol yapmayı ve beraberinde aldatıcı olmayı kanıksamış görünüyor. Peki neden? Ne elde etmeyi bekliyor olabilirler?

Hayatın birçok alanında "-mış gibi" ler

Rol yapma alışkanlığı sosyal medya ile çok yayıldı, çünkü orada kimsenin gerçeği göstermek gibi bir yükümlülüğü yok. Filtreler kullanabiliyoruz, sahneler ayarlayabiliyoruz veya sadece kadrajı belli bir yere odaklayabiliyoruz. Hatta bunu influencer veya fenomen adı altında normalleştirebiliyoruz. Bütün influencer 'lar için aynı şeyi söylemek doğru olmaz tabi ama algoritmalar da bunu körüklüyor ve gerekli kılıyor biraz. Ayrıca sosyal medyada rol yapmanın veya aldatıcı içeriğin hiçbir cezası veya yaptırımı yok. Yabancılar buna "fake it till you make it" diyorlar. Bizde tam olarak bir karşılığı var mı bilmiyorum ama chatgpt 'ye sordum "uydur uydur gerçek olur" dedi. Ama sosyal medya olmadan da zaten "-mış gibi" nin çağında yaşıyoruz.

Kurumsal ortamlarda da rol yapma kültürü gelişmiş. Zaten kapitalizmin bataklıklarından başka birşey de beklenmezdi :) Bugünlerde Linkedin üzerinde bunu profesyonellik gibi sunuyorlar. Mesela biz çalışanlarımızın ruhsal sağlığını önemsiyoruz mesajı vermek için "happy hour" lar oluyor. İş motivasyonunu arttırmak için oyun alanları oluyor ve "Work hard, play harder" şeklinde sloganlar duyuyoruz. Ama aslında şirket "burada oyalanın ama köle olduğunuzu unutmayın demek istiyor". Bazen insan kaynaklarından birisi arayıp "herşey yolunda mı" diye soruyor. Ama bariz sorunlardan bahsederseniz şikayetçi etiketi yiyebiliyorsunuz. Bazen yöneticiler işlerin nasıl gittiğini soruyor ama aslında olumsuz cevap vermemenizi bekliyor. Hatta belki de sadece kibarlık olsun diye soruyor, sorunlarınızı çözebileceğinden veya çözmek isteyeceğinden değil. 2025 yılında en büyük küresel şirketler de dahil, birçok şirket yapay zekayı bahane ederek toplu işten çıkarmalar yapıyor. Ama aslında küçülüyorlar ve yanlış büyümüş olmaya ve ekonomilerin çökmüş olmasına kılıf buluyorlar. Bunu da muhtemelen hisselerinin düşmemesi için veya hissedarlarının korkmaması için yapıyorlar. Kurumsal dünyada "-mış gibi" örnekleri daha uzar gider.

Dünyada siyasetçilerimiz var ve bunların birçoğunun "profesyonel oyuncular" kategorisine girdiğini ceviz kadar beyni olan her yetişkin çok iyi biliyor. Bunu uzun uzun yazmama hiç gerek yok. 2025 yılı dünyada bizi düşündüğünü söyleyen siyasetçilerle dolu ama aslında gerçek niyetleri fersah fersah farklı. Her ülke aynı olmayabilir belki ama istisnası çok azdır diye düşünüyorum.

Türkiye 'de 2018 yılından beri "-mış gibi" ekonomisi uygulanıyor. Ülke ekonomisi çökmüş durumda ama yetkililer bağlamdan koparılmış küçük istatistiksel artış rakamlarını herşey iyiye gidiyormuş gibi gösteriyor. Hatta muhtemelen birçok ülkede de bu böyle. Ama bu sadece ülkeler içerisinde sınırlı kalmıyor. Dünyada global ekonomi de rol yapma moduna girdi. Finans çevreleri sanki herşey sonsuza kadar büyüyebilirmiş gibi davranıyor. Savaşlar oluyor, ciddi çevresel sorunlar baş gösteriyor ama finansal çevreler bunlar yokmuş gibi iyimser. Yapay zeka bize parlak bir gelecek vaat ederken beraberinde getirdiği çevresel sorunlar yokmuş gibi veya yetenekleri sınırsızmış gibi davranılıyor. Yani finansal düzenler (!) yıkılmasın diye dünya rol yapmak zorunda.

Dini figürler de rol yapmanın zirve yaptığı noktalardan birisi. Aslında kapitalizmin tadını çıkarıyorlar, hatta bazıları sapkınlığın da tadını çıkarıyor, ama dışardan bakınca bir dinin mensubu gibiymiş gibi yapıyor, başkalarına vaaz veriyor. Bütün dinlerde bunun ezelden beri var olduğuna yani statü elde etmek için dinin kullanıldığına eminim.

Kurumsal yapılar dışında insanların kendileri de rol yaparak yaşamayı tercih edebiliyor. Mesela bir iş yerinde garson tezgahın arkasında ağlıyor olabilir. Tabi ki kimsenin iş yerinde müşterisine karşı asık yüzlü olmasını beklemiyorum. Bazı işler gerçekten rol yapmayı gerektiriyor da olabilir. Kendini korumak için rol yapılan az sayıda örnekten birisi bu olabilir.

Aile bireyleri genelde kendi aralarında rol yapmazlar çünkü muhtemelen kimse bunu yemez :) Ama arkadaşlar veya sevgililer bunu yapabilir. İnsanlar evlendikten sonra evlendikleri kişinin gerçek kişiliği ile karşılaşabiliyorlar. Çünkü insanlar avantaj elde etmek veya ilgi çekmek veya niyetlerini gizlemek için gerçek kişiliklerini gizleyebiliyorlar.

Rol yapan insanlar dediğimizde çok örnek geliyor aklıma. Mesela sınava günde 16 saat çalışan ineklerin çok çalışmadım demesi gibi. Mesela zenginlerin her kuruşun hesabını yapması gibi. Mesela insanların insanlığı savunması ve Filistin veya Africa veya Güney Amerika için tweet 'ler atması ama sonra gidip ırkçı veya faşist hükümetlere oy vermesi gibi. Ayrıca Türkiye 'de çok iyi bildiğimiz "gurbetçiler" var. Buraya tatil için gelip burası cennet diyorlar ve neden dönmüyorsun dediğinde kurulu düzen (!) diyorlar. Mide bulandırıcı bir iki yüzlülük seviyesi.

Rol yapmanın en enteresan çeşitlerinden birisi insanın kendini kandırması ve farklı birisiymiş gibi davranması oluyor. Sanki kendi gerçekliklerinden kaçıyorlarmış gibi davranıyorlar. Veya belki de sosyal medyadaki gibi sonuna kadar rol yapıp birşeyler elde etmeye çalışıyorlardır. Belki de göz ardı ederek veya kendilerini inandırarak kim olduklarını değiştirebileceklerin düşünüyorlardır. Buna fazla insan kafa yormaz ama birçok felsefe kendini bilmek konusunda bin yıllardır yoğunlaşır ve kendini bilmek en önemli gerekliliklerden birisidir. Yada en azından kendine karşı dürüst olmakla da başlanabilir.

Bazı masum rol yapma örnekleri de var

Çocukken evcilik oynamış olabilirsiniz. Doktor, anne, baba ..vs rollerine girmiş olabilirsiniz. Oyuncaklarınızın uçtuğunu veya askerlerin savaştığını hayal ederek oynamış olabilirsiniz. Buradaki rol yapmanın kandırmaca veya kendini koruma gibi bir amacı yoktur. Bu tamamen hayal gücünün birşeyler üretmesidir. Ama ilerleyen yaşlarda gördüğümüz "-mış gibi" davranışlar çocukluk alışkanlıklarından kaynaklanmıyor.

Bir oyuncu olmak da rol yapmanın anlamlı ve hatta gerekli olduğu alandır. Zaten oyuncunun işi bir senaryoda inandırıcı karakter olmaktır. Bir oyuncuyu birden fazla yerde görmekten de mutlu olabiliriz, rolünü iyi oynamasını takdir edebiliriz. Ama bazen de belli roller belli oyunculara tam oturur veya bazen oturmaz. Bu bana birşey ifade ediyor. Sanki bir insanın rol yapabileceği belli bir spektrum varmış ve bunun dışına çıktığında sırıtıyormuş gibi geliyor.

Gerçekten rol yapmamız gereken noktalar da var hayatta ama bunların amacı iyilik yapmak veya kötülükten kaçınmak. Mesela sürekli asık suratlı olmak yerine insanlara gülümsemek çok daha iyi birşeydir. İnsanlara karşı kaba olmamak çok basit bir görgü kuralıdır ve zaten alışkanlık olarak size de yerleşir zamanla. Birinin derdi ile ilgileniyormuş veya onun için üzülüyormuş gibi yapmak hoş değil ama insan ilişkilerinde bir noktada iş olsun diye gösterdiğiniz ilgi bile çok şey ifade edebiliyor. Maalesef günümüzde başkasına faydası olabileceği halde umursamayan, kolunu kıpırdatmayan ama üstüne size destek oluyormuş gibi yapanlarla da karşılaşıyoruz.

Bu blog yazısını okumuş gibi yapamazsınız

Belki de samimiyetsizlik olarak özetlenebilir bütün bu konsept. Herkes iki yüzlü bir insanı az da olsa fark edebilir. Ama samimiyetsizlik biraz daha ötesi, bazen direkt olarak yalan söylemez veya birine zarar vermez ama yapması gerekeni de yapmıyordur mesela. Hatta öyle ki, insanların bunu fark edebileceğini veya ettiğini bildiği halde kafasına bile takmıyordur. Sanki insanlar yalanlarla yaşamaya alışmış gibi. Kimse gerçekten düşündüklerini veya niyetlerini söylemek istemiyor gibi. Belki de insanlar kendilerini açığa vurmadan konuşabilecekleri yüzeysel bir dil icat ettiler, çünkü toplumun yargılarından korkuyorlardı. Yada belki de yalanlar söylemek, yalanları yaşamak ve alışmak çağındayızdır, ki bu çağ hiç güzel bir yere gitmez.

Ben insanın kendine ve başkalarına karşı dürüst olmasının, yani rol yapmamasının, çok daha kolay olduğunu düşünüyorum. Düşündüğünü veya hissettiğini söylemek, kendin olmak, yapmak istediğini yapmak yerine sürekli rolde kalmak çok yorucu değil mi? Bunu açıklamak zor ama insanlarda bunun izlerini gördüğüme eminim. İnsanın kendisi ile barışık olmasının bir aurası var. Rol yapmaya alışmış insanların sürekli birşeylere müdahale ettiğini veya akışına bırakamadığını görürsünüz genelde. Ama bu çok soyut bir açıklama tabi.

Birşeyleri gerçekten umursamak norm olmaktan çıkıp erdeme dönüşecek kadar azaldı günümüzde. Dürüst ve açık sözlü olmak neredeyse zayıflık veya garip görülmeye başlandı. Bir işe kendini adamak git gide azalan bir davranış artık. Böylece gerçeklikten kaçmak veya onu değiştirmeye çalışmak için, veya umursamayı unuttuğumuz için "-mış gibi" nin devrine geldik. Acı da olsa her zaman gerçeklere ihtiyacımız var. Sorunları çözmek için gerçeklere ihtiyacımız var. Kendimizle ve dünya ile barışık yaşayabilmek için gerçeklere ihtiyacımız var. Birşeyi öğreniyormuş gibi yapamazsınız. Değer yaratıyormuş gibi yapamazsınız. Bu blog yazısını okuyormuş gibi de yapamazsınız. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere :)


Bir yorum yazabilirsiniz