İfade etmekte özgür, sonuçlarına katlanmaya mecbursun

İfade özgürlüğü insanlık için uzun zamandır bitmeyen bir mücadele. Çoğunlukla demokrasinin temel taşlarından biri olarak görülür ve bu konunun farklı açıları var. İfade özgürlüğü ile ilgili tartışmalar ahlak penceresinden bakılarak hiçbir zaman çözülemez ama insanlar konuya genelde sadece bu taraftan yaklaşıyor. Ben ifade özgürlüğü için net bir rehber veya tanım sunabileceğimi sanmıyorum. Bu konuda herkesten çok daha fazlasını bildiğimi de düşünmüyorum. Ama bence bu kavramın NASIL bir probleme dönüştüğünü anlıyorum.

İfade özgürlüğü nedir?

Öncelikle ifade özgürlüğünü çok basite indirgerseniz, "herkes istediğini söyleyebilir" dersiniz. Peki böyle bir fikre nasıl ulaşırsınız? Muhtemelen birileri sizi bir şekilde susturduğu için. Mesela bir diktatör figürü veya buna benzer bir otorite. Bu baskı ile karşılaşınca da "konuşma hakkımız var" diyerek buna karşı çıkarsınız. Temelde mesele bir düzenlemeye, kurala, emre itiraz edebilmek veya yönetenleri eleştirebilmektir. Bu açıdan bakınca elbette kimsenin bir başkası üzerinde daha büyük bir otoritesi olmamalı. Kimse gerçekleri, kuralları veya tartışmanın çerçevesini tek başına belirleyememeli. Bu yüzden ifade özgürlüğü olmak zorunda ve korunması gerekiyor.

Ama ifade özgürlüğüne yöneten-yönetilen ilişkisi üzerinden değil de normal insanların perspektifinden bakarsanız, bu sefer aslında "ben istediğimi söyleyebilirim" demiş oluyorsunuz. İşte burası problemli. Çünkü burada zararlı davranışları yaymak gibi çok daha büyük bir bağlam var ve denetlenmeyen özgür ifade tehlikeli olabilir. Bu durumda otomatik olarak bir sorumluluk da yüklenirsiniz. Yani bu kavramın sorumlu ifade özgürlüğüne dönüşmesi gerekiyor.

Zorluk da zaten ifade özgürlüğünün ölçeğini bağlama göre dengelemeye çalıştığınızda ortaya çıkıyor. İnsanların tepesine ifade özgürlüğünü düzenleyecek bir figür koyarsanız, diktatörden çok da farkınız kalmaz. Tamamen serbest bırakırsanız da insanlar bunu suistimal eder. Ayrıca yönetenler de bunu kendi otokrasileri için eğip büker. Bütün bunların sonucunda insanlar ifade özgürlüğünü sınırlamak veya genişletmek için farklı açılardan argümanlar sunuyorlar. Ama bu argümanların çoğu ahlak çevresinde yoğunlaşıyor. Mesela bir dine veya dini gruba açıkça hakaret etme özgürlüğünüz var mı? Bir siyasi görüşe veya onun destekçilerine açıkça hakaret etme özgürlüğünüz var mı? Bir kişiye veya bilinen bir figüre herkesin görebileceği şekilde küfür edebilir misiniz? Bunların çoğu ahlaki değerlerle ilgili ve bazı geçerli noktaları var. Ama sonuçta bu dar bir perspektif.

Denetlenmeyen ifade özgürlüğünün başka açıları da var. Dezenformasyon veya yanlış bilgi ne olacak? Çocuklara uyuşturucu kullanımı gibi yanlış fikirler vermek ne olacak? Finansal piyasa manipülasyonu ne olacak? Provokatif veya yıkıcı davranışları savunmak ne olacak? Bir dini veya dini figürü alaya almak ne olacak? İnsanlar ifade özgürlüğünün sınırını tartışırken bu açılar genelde dışarıda kalıyor. Bu perspektiflerin bazılarına fazla odaklanırsanız, aşırı korumacı olabilir ve kamusal alanda ifade özgürlüğünü gereğinden fazla kısıyor olabilirsiniz. Ama bu da kısmi bir özgürlüğe dönüşüyor. Sonunda karar alıcılar kendi görüşlerini serbest bırakıp diğer fikirleri engellemeye başlıyor. Yani problem gerçek ama çözümler ideal değil.

İfade özgürlüğünün ahlak tarafına geri dönersek, bazı insanlar bu konuda kendi kendileriyle çelişiyor. Mesela bir Hristiyan, Hristiyanlığa yapılan hakaretleri kınayıp Hint tanrılarıyla dalga geçebiliyor. İnsanlarda genelde empati eksik oluyor ve ifade özgürlüğünün ölçeğini belirleme hakkını kendilerinde görüyorlar. Çünkü konu onlar için duygusal hale geliyor. Yani insanlar ben-merkezci olduğu ve başkalarının perspektifini kaçırdığı için ifade özgürlüğü problemini insanların kurallar koyarak çözmesi çok zor. Bu çok daha geniş bir konu.

İfade özgürlüğü neden problem?

Bence asıl problem bir noktada insanların kendisinden kaynaklanıyor. Birine otorite verildiğinde sınırlarını aşıyor ve oyunun kurallarını koymaya çalışıyor. Herkesin kendi kurallarıyla oynamasına izin verirseniz de insanlar çoğunlukla empati kuramıyor ve taraflı davranmaya başlıyor. Yukarıda "sorumlu ifade özgürlüğü" dedim ya, işte başlangıç noktası bu olmalı. İnsan sürekli "bu herhangi bir şekilde birine zarar verir mi?" sorusunu aklında tutmalı. Bence insanların fikirlerini ifade etme özgürlüğü tabi ki olmalı ama hakaret etme, saldırma veya manipüle etme özgürlüğü olmamalı.

Bir fikre veya kişiye itiraz etmenin birçok yolu var. Karşı çıktığınız şeyi yada insanı aşağı çekmeye çalışmak zorunda değilsiniz. Yıkıcı olmak zorunda değilsiniz. Hataları göstermek veya kendi görüşünüzü savunmak için barışçıl yollar var. Sadece gerçeklere dayalı ve analitik olmaya çalışmanız gerekiyor. Ama bunu yapsanız bile, biliyorum ki bu dünyada çoğu insan sizi bir tweet yüzünden bile içeri atmak isteyecekler. Çünkü maalesef hükümetlere otoriter olabilecekleri gücü veriyoruz ve onlar da bundan faydalanıyor.

Duyarlı ve sorumlu davranmaya çalışsanız ve özgürlüğünüzü koruyan bir hükümet olsa bile, sözünüzün dolaylı olarak zarar vermeyeceğini garanti edemezsiniz. Bugün internet var ve ifade özgürlüğü kavramı neredeyse hayatımızın içine gömülmüş durumda. Erişim alanınız eskisinden çok daha büyük. Bir konuda sadece bir gerçek veya fikir söyleseniz bile birilerini bir şekilde tetikleyebilirsiniz. Bu yüzden potansiyel zararı düşününce "tweet atmak" bile aslında o kadar kolay olmamalı. Bu açı da ifade özgürlüğü savunucuları tarafından çoğu zaman görmezden geliniyor ve hükümetler tarafından da sık sık bahane olarak kullanılıyor.

İnsanların niyetlerinden ayrı olarak, temel meseleler aslında şunlar. İfade özgürlüğünün ana malzemesi nedir? Fikirler mi, gerçekler mi? Gerçekler, yorum veya ima içermediği sürece ifade özgürlüğünün konusu olmamalı. Çünkü aksi halde manipülasyon veya dolaylı zarar üretilebilir. Ama ifade özgürlüğünden fikirler açısından bahsediyorsanız, bu özgürlük çerçevesinde hangi konuları kapsıyorsunuz? Sonra her bir konu için neyin zararlı olup olmadığına nasıl karar vereceksiniz? Bu soruların cevapları başlı başına bir kitaptır. Bu yüzden burada tam bir ifade özgürlüğü çerçevesi kurabileceğimi sanmıyorum. Hayattaki binlerce farklı durum veya alan için ayrı ayrı alt başlıklar gerekiyor gibi geliyor.

Özgürsek aynı zamanda da sorumluyuz

İfade özgürlüğü ikilemi bu dünyada hiçbir zaman tamamen çözülemeyecek, bunu söylediğim için üzgünüm. "Özgürlük sadece benimdir" diye düşünen milyonlarca insan var. Çoğu hükümet kendi rejimini korumak için otoriterliğe kayıyor ve birçok insan da bu davranışı onaylıyor. Ütopik ifade özgürlüğü savunucuları işin dezenformasyon tarafını kaçırıyor. İfade özgürlüğü ve özgürlük, birbirinden tamamen bağımsız somut daireler değil; başkalarının alanlarıyla kesişiyorlar. Biz bunu sanki belli ve evrensel bir çözümü olan bir yapbozmuş gibi ele alıyoruz ki bu bile tek başına sorumsuzca zaten. İnsanoğlunun farklı koşullarda yolunu bulabilmesi gerekiyor ama bunu yaparken de dikkatli ve bilinçli olması lazım. Bunu yapmakta özgürsünüz. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere :)


Bir yorum yazabilirsiniz