Eskiden soğuk algınlığı yayılırdı geçiştirirdik, şimdi virüsün geçişini izliyoruz

Haziran 2020 itibarı ile Covid-19 yılbaşından beri dünyanın 1 numaralı gündemi. Bu yazı da felsefe içerikli bir yazı olabilirdi fakat biraz araştırıp bazı bilgiler de vermek istedim. Bundan 2 - 3 yıl sonra bu sayfada neler yazar merak etmekle birlikte bu dönemde önemli olan ilk konu güvenilir bilgiye erişmek ve yaymak. Çünkü ortalıkta çok fazla doğrulanmamış görüş dolaşıyor. Gelişen iletişim teknolojileri sayesinde de her türlü bilgi her yerde diyebiliriz. Neyse o başka konu tabi. Benim amacım bu pandeminin kısa hikayesinden tarihe bir yolculuğa çıkarmak ve insanlar aleminin biraz analizini yapmak. Son kısımda belki de gelecekte neler görebileceğimiz saklıdır.

Başlangıçta birkaç kişi vardı

Burası sıkıcı ve zaten bilinen kısım. Bu yüzden kısa geçeceğim. Belki bir gün meraklı bir çocuk arayıp bu sayfayı bulur. Geldiğini görmedik çocuk. Küreselleşme sayesinde dünya herkesin heryere ulaştığı bir pazar yerine dönmüştü. Bu zamanlarda 2019 'un sonlarında bir grup insan muhtemelen yedikleri hayvanlardan bir virüs kaptı. Birkaç hafta birkaç kişi dışında kimse birşey fark etmedi. Bu kısım bizim bir viral enfeksiyonun R0 değerini bilmediğimiz veya göz ardı ettiğimiz dönemdi. Virüsler bulundukları çeşitli ortamlara adapte olan varlıklardır. Sonra tabi bilemediğimiz Semptomlar (belirtiler) sayesinde, virüs kimseye görünmeden dünyanın dört bir yanına taşıyıcı insanlarla taşınıyordu.

Bu kısacık özetti tabi. Bundan sonra her ülke kendi tarzında önlemler aldı ve bazıları kendi sağlık sistemlerinin sağlıklı işleyebilmesi adına Eğriyi Düzleştirmeyi başardı. Bu noktada ben de İtalya, İspanya ve Türkiye 'nin yani kendi ülkemin verilerini karşılaştırmayı istedim. Çünkü bu ülkeler bizden önce virüsle karşılaşmıştı ve zor durumdaydılar. Aşağıdaki kocaman grafik 100 kişiye tanı koyulduktan sonraki gün gün tanı sayısını gösteriyor.

Bu grafik de bu ülkelerdeki ölüm oranları.

Bunları göstermemin bir sebebi daha var. Eğer veri bilimi ile uğraşıyorsanız bunun gibi verilerdenbirçok farklı gizli desen veya korelasyon (ilişki) bulabilirsiniz. Mesela buradaki artış hızları insanlararası etkileşimin seviyesi veya toplumsal olarak hijyene (Covid-19 özelinde) verilen önem seviyesi hakkında bilgi verebilir. Veya sosyal dinamiklere bağlı olarak sorunlara kayıtsız kalan kişiler başkalarına hızla bulaştırıyor olabilir. Veya hükümetlerin aldıkları önlemler yüzünden farklı dağılımlar gerçekleşiyor olabilir. Veya ölüm oranları toplumun gen yapısının bağışıklık ortalamasını gösterebilir. Veya bu verilerle bir ülkenin sağlık sisteminin işleyişi hakkında ipuçları elde edilebilir. Veya yaş ortalaması gibi demografik çıkarımlar yapılabilir. Ben bile bu kadarını tasavvur edebiliyorsam sen bir veri bilimci olaran bu kadar veri ile neler yapabileceğini veya yapman gerektiğini bir düşün.

Benim grafiklerim basit 3 ülke arasında sosyoekonomik yapılarına bağlı olarak ulusların pandemiye gösterdikleri refleksi yüzeysel bir şekilde gösteren detaysız bir veriden ibaret. Bazıları pik noktasına hızlı ulaştı bazıları yavaş ulaştı ama yükseklere çıktı. Bazılarında ise ölüm oranları yüksek oldu. Buradan hareketle bence nasıl bir ortamda yaşıyor olursak olalım bir viral bir hastalık farklı farklı yollarla bulaşıcı bir hastalığa dönüşebiliyor. Covid-19 özelinde ise ağız ve burundan yayılan vücut sıvılarının kişiden kişiye geçmesi idi esas mekanizma. Bu yol ile virüs havada bir süre askıda kalabiliyor veya yüzeylere yapışarak dokunduğunuz için size bulaşabiliyordu. Bu kadar basit. Yukarıda verdiğim linkler vasıtasıyla bu konuda çok daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz tabi. Ben başka bir konuya atlayacağım.

İnsanoğlu arada bir hasta oluyor

Ben tarih boyunca bilinen salgınların ne kadar çok olduğunu gördüğümde çok şaşırmıştım. Bazıları da milyonları öldürmüş. Yani dünya üzerinde geçirdiğimiz zamana göre sanki biraz sık hastalanmıyor muyuz. Tabi bu pandemiler bakteri, virüs veya hayvanlardaki parazitik canlılardan kaynaklanabiliyor. Bu salgınların detaylarına baktığınızda muazzam gelişmişlik seviyesindeki biyolojimizin mikroskobik bir canlı karşısında nasıl çaresiz kalabildğini mutlaka görürsünüz. Bu da biraz düşünce ve felsefe moduna getiriyor beni.

Biz ne yaptık?

Pandeminin dünyada ilerleyişine dair birkaç farklı açı var ilgilenebileceğimiz. Başlangıcında birkaç kişi endişeliydi ve çoğumuz habersizdik. Bu faz semptomları gösteren kişilerin sorumlu davranmaları gereken fazdı. Fakat bilgisizlik veya dikkatsizlik sayesinde basit bir virüs bütün dünyayı dolaşıyordu. Böyle bir pandemiyi tekrar yaşamamayı umarım tabi ama insanoğlunun hassas biyolojik ayarını düşünürsek, bu dersi çıkarmış olmamız gerekiyor bence. Herşey birkaç kişi ile başladı. Bir sonrakinde de birkaç kişi ile başlayacak.

Başka ülkere virüs yayıldığında daha fazla insan endişeliydi, çoğumuz farkındaydık ama az kısmımız bu konuda bilinçli idi. Bu faz salgının resmen dünya genelinde gazı köklediği fazdır ve hepimiz biliyoruz ki bir salgın olduğunda günümüzde bir ülkede kalabilmesi neredeyse imkansız. Bu faz aynı zamanda birçok insanın bilgilendirilmiş olması ve önleyici olarak davranması gereken fazdı. Ama malesef insanlık için utanç göstergesi oldu. Günümüz teknoloji ve iletişim çağında bilgi her yede fakat hassasiyeti ve başkalarını düşünmeyi eyleme geçirme gücü bizde yok sanırım.

Dahası, bugünlerde bir bireyselcilik trendi yani modasıdır gidiyor. İlerde Fikir - Felsefe kategorisinde bu konuyu daha çok irdeleyeceğim. Fakat şu kadarını söyleyeyim: Eğriyi düzeltmek (Flattening The Curve) sadece senin iyiliğin için değil. Aslına bakarsan çoğunlukla başkalarının iyiliği için gerekli.

Ve sonrasında birüs her yere yayıldı kelimenin tam anlamıyla. Birçok insan endişeli veya korkuluydu çünkü konuya git gide daha fazla vakıf oluyorlardı. Bazıları hala kayıtsızdı meseleye ve ben de bunu pek anlayamıyorum. Bugünlerde her gün birkaç bin insan hayatını kaybediyor. Bunların kayıtları da tutuluyor. Bu insanların kaçının insanlığa neler kattıklarından haberimiz bile yok. Bir ölüm biyolojik olarak dünyadaki en sofistike yapının ve milyarlarca nöronun çöpe gitmesidir. Bir hayat başka bir canlının karnında 9 ay taşınmak ve onu hayata hazırlamak için tarifsiz bir çabadır.

Tabi ki ölenle ölemeyiz fakat ne zaman bu şekilde toplu ölümlere böylesine alıştık? Belki de sürekli dünyadan terör eylemleri ve toplu katliamlar duymak ve görmekle "Bir kişinin ölümü trajedi, milyonların ölümü istatistiktir." anlayışını benimsedik. İlk 3 aşamayı geçtikten sonra, kendimizden çok başkalarını düşünmemiz gereken seviyeye geldik. Bu zaten zor bulunan bir erdemdi fakat virüs bunu bize (umarım) biraz öğretecek sanırım. Bu da bir soruyu getiriyor:

Peki yarın?

Bu pandemi ne kadar ve nasıl gidebilir bir bilgim veya fikrim yok. Fakat biyoloji olarak basit (karmaşık olmayan) bir virüsün dalga dalga etkileri olacaktır. İnsanla etkileşim içinde olma zorunluluğu olan işlerde çalışan birçok kişi hal'ü hazırda işinden oldu bile. İnsanla yakın temasta iş yapmanın bir gün uzak duracağınız şey olacağı aklınıza gelir miydi? Bence bu süreç sonrasında böyle fiziksel etkileşim gerektiren işler güvenlik ve sürdürülebilirlik açısından sorgulanacak veya düzenlenecek.

Bir yandan da yazılımcılık gibi bazı meslekler mekandan bağımsız olduklarını da kanıtladılar. Benim gibi bazı meslek sahibi insanlar evden çalışabildiği için şanslıydı tabi. Bu da bu süreçten sonra uzaktan çalışabilecek kişiler iş yerlerinden ve iş verenlerden bu opsiyonu tanımalarını bekleyecekler haklı olarak.

Malesef muhtemelen bir aşının işe yaradığı kanıtlanana kadar 2019 gibi bir hayatımız olmayacak. Bu da garip hissettiriyor sanki 2019 'da başka bir dünyada yaşıyorduk. Bir aşı geliştirilmesi için farklı tahmini süreler var ortada ve hangisi gerçeği yansıtır bilinmez, fakat bu gösterge hem eğlenceli hem trajik aslında. Bunları tabi o kadar da ciddiye alıp kesin bilgi gibi farz etmemek lazım çünkü teknoloji ileriyor ve ve günümüzdeki bilgi miktarı ve araştırma alanları da da hızla genişliyor.

Buradan hareketle başka bir konu da var. Ülkelerin sağlık sistemleri de bir şekilde mercek altına alınacak gibi geliyor bana. Çünkü her ülke farklı seviyelerde verimlilik ile pandemiye karşı durabiliyor veya duramıyor. Tabi ki sağlık çalışanları dünya genelinde alkışı hakediyor benim bahsettğim bu değil. Bu kutsal görevi üstlenen kişilere farklı sistemler farklı yükler yüklüyor. Bu sistemler ise insan tasarımı sistemler.

Buna komplo teorisi diyin isterseniz ama bir virüsün dna 'sını analiz etmek kolaylaşıyorsa, bir virüs üretmek de mi kolaylaşıyor? Veya daha somut bir soru: Bir yazılım ile bir virüsün farklı koşullarda veya ortamlarda nasıl davrandığını simüle etmek mümkün müdür? Ben bir sağlık uzmanı değilim tabi ama zaten aşı üretmek için bilimadamlarının virüsün dna 'sını analiz ettiğini biliyorum. Bu yüzden Resident Evil gibi bir senaryo tamamen kurgu mudur yoksa hayat bulmamış bir olgu mudur?

Son olarak da bilim insanları bir aşı geliştirse bile, bu virüs de grip gibi her sene mutasyona uğrayarak geri dönebilir mi? Bunun da oluşması için farklı ihtimaller var tabi şartlara göre. Aynı soruyu burada ve burada da sormuşlar.

Kıssadan hisse

İnsanoğlun yani bizler birçok alanda gösterdiğimiz gelişmelere rağmen bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da potansiyel bir hastalığa karşı savunmasız olacağız. Bu salgın bize bir yandan başkalarına karşı merhametli ve düşünceli olmamız gerektiğini öğretmeli. Hijyen önemlidir, anlayın, uygulayın ve anlatın. Her ne kadar rahat olabilsel bile sürekli aynı ortamda kalmak için yaratılmadığımızı da anlamış olduk. Bazılarımız yaratıcılıklarını konuşturarak hiç keşfetmediği hobiler geliştirdi ve yetenekler kazandı veya ilerletti. Yakın gelecek çoğunlukla adapte olmak ve başkalarını düşünebilmeyi öğrenmekle geçecek gibi görünüyor. Sağlık çalışanlarını bir kere daha alkışlayarak ve güvende ve rahatta olabileceğimiz başımızı sokabileceğimiz bir yerimiz olduğuna şükrederek. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere :)


Bir yorum yazabilirsiniz