Radyo tiyatroları

Tiyatro güzel bir sanattır. Hem görsel hem işitsel olarak, insanı insana insanla anlatan bir etkinliktir. Bu yönüyle birden fazla duyu organına hitap ettiği için kalıcı olur çoğunlukla. Fakat bir tiyatro oyununu sahneyi, oyuncuları, hatta jest ve mimikleri kafanızda canlandırarak izlemenin başka bir keyfi oluyor. Bu yazıda dünyada 1930 'larda, Türkiye 'de ise 1950 'lerde başlayan radyo tiyatrosu kavramından kısaca bahsedip bazı örnekler sunacağım.

Kafanızın içinde oynayan oyun

İletişim kavramı temelde (normalde) 3 duyu organımız üzerine kurulu. Görsel, işitsel veya yazılı. Her insan bunların bazılarında etkin bazılarında zayıf olabiliyor. Bana sorarsanız en kalıcısı görsel, sonra işitsel sonra da yazılı olan yollardır. Bu aynı zamanda insanlara öğrenme konusunda da yardımcı olabiliyor ve konuları genelde görselleştirerek veya hikayeleştirerek anlatıyoruz. Buradaki amacımız beyni daha fazla aktifleştirmek ve üretmeye zorlamak. Bu yüzden tiyatro, konser ve sinema gibi etkinlikler hafızada kalıcı olabiliyor.

Normalde tiyatro dediğimiz sanat dalında yazılmış bir oyun gözlerinizin önünde oynuyor ve canlı olarak neredeyse dokunabilecek kadar yakından şahit oluyorsunuz. Burada gözlerinizle gördüklerinize paralel olarak kulaklarınızla duyduklarınız eşlik ediyor. Bu sanat dalında bu yüzden jestler, mimikler, vurgu ve tonlamalar son derece önemli oluyor. Bunlar sanattan az çok anlayan insanların zaten fark edecekleri şeyler.

Radyo tiyatrosu dediğimizde kavram bambaşka bir hale geliyor. Normalde 2 duyu organı üzerine inşa edilmiş bir olgudan görme duyusunu çıkarıyorsunuz. İzleyemeden görmeniz gereken bir oyun var ortada. Sahne yok. Yüz ifadeleri yok, kostümler, gelenler gidenler yok. İşte bu noktada tiyatro hissini (immersion) yaşatmak için apayrı bir kabiliyet alanı, ekstra efektler ve hayal gücü gerekiyor. Görsel olan kısmı siz tamamlıyorsunuz.

İyi bir radyo tiyatrosu için seslendirme konusunda uzmanlaşmak gerekiyor öncelikle. Birbiri ile konuşan iki kişi düşünün. Çok basit bir örnek olmasına rağmen bu kişiler nerede konuşuyorlar, ortamda neler var, o anki hissiyatları nasıl, belki birisi diğerinin üzerine yürüyor, belki uzaktan sesleniyor ...vs belki de onlarca çeşit varyasyonu var. Bunların çok yerinde seslendirilmesi gerekiyor. Bunun üzerine ses efektleri katmanız lazım sonuçta bir roman seslendirmesi yapılmıyor burada. Belki bir kapının açılması, kapanması, gıcırdaması gibi. Veya sokakta yürüyen insanlar, konuşanlar, deniz veya vapur sesi gibi. Hatta bir adımlama sesinin küçük bir odada veya büyük bir salonda olduğunu ifade edebilmek için doğru bir yankılanma yapılması gibi. Bunlar radyo tiyatrosunda aşmanız gereken zorluklardan bazıları ve tabi ki hissiyat için gerekli enstrümanlar.

Fakat bütün bu işitsel girdilerin üzerine görsel katmanı sizin oluşturmanız gerekiyor. Yukarıda söylediğim beynimizi aktifleştirme kısmı benim çok ilgimi çekiyor bu yüzden. Aynı oyun aynı seslendirme ve efektler farklı kişilerde farklı sahnelere dönüşecektir. Bu hazzı çok iyi bir yazarın romanını okurken de alabilirsiniz tabi ki. Ama şöyle düşünün: Bir romanın bir kelimesini bile değiştiremezsiniz. Olaylar ve ortamlar nasıl betimlendi ise o şekilde beyninize nakşeder. Veya bir tiyatro oyununa gittiğinizde sahne, dekor, kostüm, ışıklar ve oyuncuların performansının nasıl olması gerektiği bellidir. Bunu kendi dileğinize göre değiştiremezsiniz. Fakat görselleştirmeyi kendi özgürlüğünüze bıraktığınızda istediğiniz evi, bahçeyi, arabayı, kişiyi kafanızdaki gibi şekillendirebiliyorsunuz. Kafanızın içinde oyunu oynatıyorsunuz.

Bunun önemini ve anlamını fikir felsefe bölümünde yeterli bilgi birikimim veya analizim olduğunu düşünürsem yazabilirim belki. Ama şu kadarını söyleyeyim. Hayal gücünü kısıtlayıp algı bombardımanı ile girdilerin belli çıktılara dönüşmesi üzerine kurgulanan süreçler beyin katlidir bence. Velhasıl, tabi ki her sanat dalı kendi içerisinde derinliğe sahiptir ve ayrı tatları vardır. Fakat her sanat dalı için farklı bir bakış açısı veya yaklaşımı da olmalı ki zenginlik katsın. Radyo tiyatrolarını dinlediğimde kafamda oluşan hayali dekorları veya kafamda çizdiğim insanları çok iyi hatırlıyorum çoğunlukla. Kendi zihnimizin ürünü olduğu için hafızamıza en iyi kazınan olgular oluyor bunlar.

Uzatmayayım fazla. Konu hayal gücüne ve yaratıcılığa geçerse felsefenin sonu gelmez :) Wikipedia 'da beni gülmekten öldüren örneği buraya yazayım. Radyo tiyatrolarının yayınlandığı ilk zamanlarda "H. G. Wells 'in Dünyaların Savaşı isimli kitabını radyoya uyarlayan Orson Welles, oyunun yayınlandığı ABD'de kısa süreli bir panik yaşanmasına sebep olmuştur. Oyunda, Marslıların Dünya'yı işgal ettiği konusu bir haber bülteni şeklinde işleniyordu ve bunun sadece bir radyo tiyatrosu olduğu daha sonra anlaşıldı." şeklinde yazıyor :) Görsel algıyı işin içinden çıkarınca herşey nasıl değişebiliyor.

Nerede bulabilirim?

Spotify 'da, youtube 'da ve trtradyo 'da dinleyebileceğiniz birçok radyo tiyatrosu mevcut. Hatta internetten yayın yapan radyo tiyatroları radyosu bile var eğer ilgilenirseniz. Bu tiyatrolar arasında ünlü romanlar ve kitaplar da var, fareler ve insanlar gibi mesela. Buyurun linkler.

Radyo Tiyatrosu kanalına youtube linkinden ulaşabilirsiniz.

Nostalji Sokağı kanalına youtube linkinden ulaşabilirsiniz.

Sesli Kitap Sokağı kanalına youtube linkinden ulaşabilirsiniz.

TRT Radyo için: radyo tiyatroları linkini takip edebilirsiniz.

Son olarak destek vermeyi düşünürseniz Radyo Tiyatrosu Web Sitesi için bu linki takip edebilirsiniz.

Benim favorilerim diyebileceğim birkaç oyunu da buraya öneri olarak bırakabilirim. Huzur apartmanı oyununa buradan, Mutlu Son isimli oyuna buradan ve Şenlikli Düğün isimli oyuna buradan ulaşabilirsiniz.

Dinleyin, destekleyin, yaşatın ve yaşayın

Elde bulaşık yıkarken, temizlik yaparken veya bilgisayarda çalışırken dinlemek için ideal bir seçenek bence. Fakat araba kullanmak veya kesici - delici aletlerle iş yapmak gibi risk içeren ve dikkat gerektiren aktivitelerde dinlememenizi tavsiye edebilirim. Desteklerseniz ve çevrenizi bilgilendirirseniz bu sanat dalı bir gelenek olarak yaşamaya devam eder. Onlar yazar ve seslendirir, siz destekler ve yaşatırsanız eminim hayal gücünüz ile bambaşka hayatlara konuk olabilirsiniz. Hele ki pandemi döneminde. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere :)


Bir yorum yazabilirsiniz