Görünenden fazla içeriği olan bu yazı tabi ki bir film eleştirisi veya inceleme yazısı olmayacak. Bu yüzden Don't Look Up isimli filmin senaryosu hakkında bütün spoiler 'lar mevcut burada. Ben bu filmi 2 kere izledim. Birincisi eğlencesine, ikincisi notlar çıkarmak için. Çünkü bazı küçük detaylar fark ettim ve senaryoda yapılabilecek birçok çıkarım olduğunu gördüm. Bu yazıda öncelikle film ile ilgili bazı görüşlerimi yazacağım. Sonra esas kısım gelecek ve filmde verilen mesajlar ışığında dünyamıza, seçimlerimize ve sonuçlarına bakmaya çalışacağım. Yazıyı okumadan önce tabi ki filmi izlemenizi öneriyorum, Netflix 'de var.
Özetle film bir nevi kıyamet günü senaryosu komedisi. Filmi çok komik bulmayabilirsiniz belki ama konu şu şekilde ilerliyor. İki biliminsanı büyük bir astroitin dünyaya çarpacağını ve insanlığı yok edeceğini fark ediyor. Doğal olarak datanın doğruluğunu kontrol ettiriyorlar ve sonrasında devlet başkanına durumu anlatıyorlar. Amerika başkanı konu ile ilgilenmeyince medyaya da çıkıyorlar fakat orada da dünyanın sonu yeterince ilgi çekmiyor! Sonrasında işin içine siyaset giriyor ve büyük bir şirket sahibi zengin iş adamı da işe dahil oluyor. Astroiti patlatmak yerine içindeki madenlerden faydalanmak istiyorlar fakat bu plan başarısız oluyor. Astroit dünyaya çarpıyor ve önceden hazırlıklı olan birkaç seçilmiş kişi dışında insanlığın sonu geliyor. Bu silsileyi aklınızda tutun şimdilik. Filmdeki esas mesaj bu olayların işleyişi aslında. Siyaset, siyasetçiler ve gündemler konularını iğneleyici ve espirili bir şekilde ele alıyor.
Kadro epeyce ünlü bu arada. Leo DiCaprio ve Jennifer Lawrence biliminsanlarını oynuyor, Meryl Streep Amerika başkanı, Cate Blanchett ve Tyler Perry medyayı temsil ediyor ve hatta Ariana Grande de gündem olan pop şarkıcısını oynuyor. Meryl Streep siyasi kaygılarından başka bir dünyası olmayan başkanı çok iyi icra ediyor. Dünyaya meteor çarpsa dünyanın sonu mu, hayır, seçimi kaybetse dünyanın sonu mu, evet şeklinde. Televizyonlarda ve sosyal medya ortamlarında olanlar çok yerinde anlatılmış. Bugünlerde içerikler tıklanma sayısını belirlemek yerine tıklanma sayıları içerikleri belirliyor. Filmdeki zengin iş adamı insanların en mantıklı ve rasyonel adımı atmaya başladıklarında ortaya çıkıyor. Gerçeklerin resmen insanların tepesine binmesi bile daha fazla inkâra ve körlüğe sebep oluyor. Sonunda da birkaç kişi hariç herkes kaybediyor.
Kısacası film diyor ki, para ve güç sahipleri her zaman kontrolü elinde tutuyor, para ve güç sahipleri işin içine ediyor, para ve güç sahiplerinin günün sonunda yaptıkları yanlarına kâr kalıyor. Bu mesaj bile günümüz dünyasında nasıl bir yozlaşma olduğunu anlatmaya yeter. Bir de benim dikkatimi çeken notları yazayım.
Film hakkında bazı enteresan bilgileri IMDB sayfasında veya Youtube 'da da bulabilirsiniz. Bu filmin bazı sahneleri doğaçlama imiş ve yönetmen Adam Mckay de bu şekilde istiyormuş. Başkanın odasında başkanın kendi kitabı raflara koyulmuş mesela. Gerçekte böyle bir astroit falan keşfedilirse izlenecek gerçekten bir protokol varmış. Bu sonuçlar pat diye paylaşılmıyormuş ve öncesinde bir web sitesinde ilan edilip diğer astronomların doğrulaması bekleniyormuş vs. Bunlar aklımda kalanlar. Benim gördüğüm detaylar da aşağıda ama bunlar ilgisiz şeyler de olabilir.
Filmde 10 saniye kadar Sarah Silverman 'da var. Keşke daha uzun olsaydı :) Bu film bana bir benzeri olan Seeking a Friend for the End of the World 'ü hatırlatıyor. Orada politik bir olay yok tabi, romantik komedi gibi. Tesadüf müdür Melanie Lynskey bu iki kıyamet günü filminde de oynuyor :)
Her ne kadar film kurgu ve komedi olsa da gerçek tehlikelere ve problemlere epeyce vurgu yapıyor. Dünyadan bihaber siyasetçiler günümüzde gerçekten var. Medya dediğimiz olgu doğruyu yansıtmak için çaba sarf etmiyor. İnsanlar doğruları bulmak için bile uğraşmıyor. Birbirimizi duymuyor ve dinleyemiyoruz. Tıklanma oranları en önemli meselemiz. Sahte veya suni problemleri çokça duyuyoruz ve gerçek problemleri göz ardı etme eğilimindeyiz. Bu mesajlarla günümüzde insanlığın en büyük sorunları filmde özetlenmiş oluyor zaten.
Ayrıca hikayenin nasıl geliştiğini tekrar hatırlayalım. Çalışan, üreten, araştıran ve endişe duyan insanlar herkesten binlerce kat fazla çaba sarf ediyor birşeyleri anlatabilmek ve duyurabilmek için. Bu yüzden filmde "bilim - siyaset + cehalet" savaşını izliyoruz. Hikaye aynı zamanda açgözlü kapitalizm etrafında şekilleniyor epeyce. Bunlar size de çağırışımlar yaptırıyordur. İstersek para ve güç ikilisinin zararları hakkında saatlerce konuşabiliriz ama o başka konu. Şimdilik ben şu soruyu sormak istiyorum: Bu işte bizim payımız ne? Toplumlar neler yapıyor ve nelere sebep oluyor? Filmdeki abartılı olan davranışların bazıları günümüzde gözle görülebiliyor. Hatta bu mesajın benzerini ben yaklaşık 5-6 yıl önce bir yerde yazmıştım.
Uyuşturulan insan... Günümüz dünyasına olan bu. Uyuşturuluyoruz. Hükümetler söyledikleri ve yapmış gibi gösterdikleri ile uyuşturuyor. Medya için açıklama gereği yok sanırım, istediğini istediği gibi sunuyor. Kimimiz para ve rahatlıkla, bana dokunmayan bin yaşasın düşüncesi ile uyuşturuluyoruz. Kimimiz kibirle, ne halleri varsa görsünler, banane şeklinde uyuşturuluyoruz. Kimimiz bir gruba hizmet adı altında. Kimimiz işimizi ülkemiz için yapıyoruz motivasyonu ile. Kimimiz biz dua ediyoruz, Allah görüyor hesap soracaktır inancı ile. Kimimiz iyi insanlar çalışıyor onlar hürmetine kurtuluş ümidi ile... Ve daha bir sürü uyuşturucu. Dünyanın neresine giderseniz gidin bu türlerden birine rastlarsınız. Birkaç soru var kafamı kurcalayan. Hangi siyasi görüş ile sizce bu kadar insan canlılık kazanacak? Veya daha geniş düşünürsek dünyaya yetecek ve uyuşturucu patronlarını alt edecek kadar kimin ilacı var? Dünyanın ve gelişmiş ülkelerin geçmişini ve bugününü bu uyuşmuş beyinlere kim nasıl sorgulatabilir? Para veya intikam hırsı ile kör olmuş gözleri kim açabilir? Şu söz kulağımda çınlıyor: "Sadece yaptığımız yanlışlardan değil, yapmadığımız doğrulardan da hesap vereceğiz". Ve görünüşe göre bu doğruları bir grubun veya bir ülkenin ifa ediyor olması da yeterli olmayacak...
Filmdeki gibi bir meteorun dünyaya çarpması milyon yılda 1 olan bir olay olabilir. Fakat biliminsanlarına göre bu şekilde yaşamaya devam edersek dünyada geliyorum diyen daha yakın ve kesin başka bir felaket var. Dünyayı, atmosferi, gazları, kirliliği ve yaşam biçimleri istatistiklerini dikkate aldıklarında önümüzdeki 12-15 yıl içerisinde dünyanın geri dönüştürülemeyecek biçimde ısınacağını söylüyorlar. Bu da bütün dünyada daha öngörülemez doğa olayları ve aşırıya kaçan hava durumları demek. Küresel ısınma konusundaki makaleye ulaşıp okuyabilirsiniz. Burada yazacağım konu küresel ısınma değil, bu araştırmaya inanıp inanmamanız da değil, anlamaya çalışmanız. Çünkü anlatmaya çalışanlar sizin okumaya bile göstermediğiniz özenin 1000 katını harcıyorlar.
Makalede Yasama organları için özet bölümü var. Bu şekilde bilim camiasından olmayanların kolaylıkla anlayabileceği halde özetlemiş. Policymaker ifadesi ile geçiyor bu kavram, yani yasa koyucular. Yani bu sorunu düzeltmek gerçekten siyasilere kalıyor. Bu da bizim filmdeki gibi bir senaryoyu gerçekte yaşayabileceğimiz anlamına geliyor. Bu makalede bana kalırsa "bireysel sorumluluklar" şeklinde bir özet de olmalı. Benim çıkarımımı da buraya yazayım: Bu problem BİZİM SEÇTİĞİMİZ VE DESTEKLEDİĞİMİZ siyasilerin çıkaracağı yasalarla ve düzenlemelerle çözümlenebilir veya kaçınılabilir. Bu problem BİZİM EMEĞİMİZE DAYANAN (VEYA SÖMÜREN) ZENGİNLERİN yardımı ile daha hızlı ve efektif bir biçimde çözümlenebilir veya kaçınılabilir. Yani bizim bu durumda bir sorumluluğumuz var mı? Kesinlikle var.
Ve geldik başlığa... Filmde insanların bazı şeylerin yanlış gittiğini görmeleri için sadece yukarı gökyüzüne bakmaları yetiyordu. Bence bundan da fazlasına ihtiyacımız var. Geriye de bakıp bugüne nasıl geldiğimizi ve tarihi anlamamız, ileriye bakıp geleceğimizi de görmemiz gerekiyor. Bunu biz yapmazsak başkaları bizim için yapmaz, kendi çıkarları için yapar. Ayrıca filmde DiCaprio 'nun da dediği gibi "Bazen de birbirimizi duymamız ve birbirmizle konuşabilmemiz gerekir". BİZİM iletişim kurmamız, BİZİM harekete geçmemiz, BİZİM sorgulamamız ve başkalarını düşünmemiz gerekiyor. Aksi takdirde Jennifer Lawrence 'ın dediği gibi "HEPİMİZ öleceğiz iyi mi". Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.
Bir yorum yazabilirsiniz