Linkedin sebep değil, sonuç...

Linkedin 'in günümüzdeki saçma durumunun global ekonomi anlayışı ile bağlantısı var desem inanır mısınız? Birçoğunuz bir şekilde Linkedin isimli iş ve işçi bulma platformuna denk gelmişsinizdir. Size öncelikle kısaca orada neler olup bittiğini anlatacağım. Sonra günümüzde oluşan sorunlardan da kısaca bahsedeceğim. Kısaca geçiyorum çünkü esas yazmak istediğim şu: Linkedin neden bu hale geldi ve nasıl kurtarılabilir? Bazı fikirlerim ve nahoş analizlerim var.

Linkedin nedir

Linkedin 2003 yılından beri şirketlerin ve çalışanların birbirlerini kolay bulabilmek için üye oldukları online bir platform. Aynı zamanda insanların birbirleri ile bağlantı kurmasına ve iş hayatı ile alakalı paylaşımlar yapmasına da olanak sağlıyor. Indeed, glassdoor gibi uluslararası ve kariyer.net gibi yerli alternatifleri de bulunuyor. Ama sağladığı özellikler ve bilinirliği sayesinde günümüzde dünyada iş bulma dediğimizde ilk aklımıza gelen web adresi oldu. Şirketler kendilerini tanıtıyor, iş ilanları açıyor, insanlar kendi yeteneklerine uygun iş ilanlarını veya şirketleri bulabiliyor ve çalışanları ile iletişime geçebiliyor. Buraya kadar sorun yok.

Bozulma nerede başladı?

Globalleşme dediğimiz şey internet çağı ile inanılmaz hızlandı. Bir anda işçi ve işveren sayısı hızla arttı. Bu durumda şirketler en iyi veya en optimal adayı arama yarışına girdiler. Ama en iyi şirket olma yarışına girmediler, sadece büyümeye öncelik verdiler. Rekabet kızıştı ve yeni bir anlayış doğdu: Networking ve süslü cümleler öne çıkmaya başladı.

Esasında yaptıkları işe çok da hâkim olmayan şirketler, özellikle de yazılım alanında, bağlantıları güçlü olan veya kendini olduğundan büyük gösteren kişilere yer vermeye başladılar. Bir yandan da yıllar geçtikçe teknolojiyi ve zamanın ruhunu yakalayamayan yöneticiler yükselmeye devam ettiler. Bir noktada yetenek dediğimiz şeyin pek birşey ifade etmediğini düşünmeye başladık.

Ayrıca şirketlerin en iyiyi arayışı çok aşağılık bir davranışa da yol açtı. Sahte ilanlar vermeye başladılar. Eskiden kurumsal firmaların genel özgeçmiş bırakmak için web sayfaları olurdu, bu işe önem verir ve zaman ayırırlardı. İnsanlar da bir ihtimal diye düşünerek özgeçmiş bırakırlardı. Ama bir iş olanağı olarak görmezlerdi. Şimdi büyük dediğiniz firmalar bir ilanı tekrar tekrar yayınlamaya ve sanki şirket alım yapıyormuş gibi görünmeye başladılar. Bu da iş arayanların zamanlarını ve umutlarını boşa harcamasına sebep olmaya başladı. Bir yandan da hiçbir geri bildirim yapılmayan ilanlar var. Yani insan bazen soruyor, bu ilanları açmaya zaman harcayan insan kaynakları ne iş yapıyor?

Dikkat ederseniz aslında platformun kendisi o kadar da suçlu değil. Fakat son zamanlarda Algoritma dediğimiz bir kavram ele geçirdi dünyayı. Linkedin de insanların başarı olarak gördüğü şeyleri veya çok etkileşim alacak sansasyon yaratan paylaşımları öne çıkarmaya başladı. Normalde insanların iş hayatı ile ilgili vizyonlarını paylaşabilecekleri bir ortam iken, herkesin kendini pohpohladığı sahte sosyal ortamlardan birine dönüştü. Bazıları iş hayatının Instagram 'ı diyorlar Linkedin için.

Burada iş arayanların da hataları oldu. Herkes kendisi hakkında yazarken herşey yolunda imajı vermeye başladı. Örneğin 20 yıllık kodlar üzerinde çalışan bir yazılımcı, bu durumdan şikayet etmek yerine kendini ateşli geliştirici diyerek ifade etti. Veya iş hayatında bir tutkularının olduğunu gösterme düşüncesi ile çok enteresan uydurma unvanlar türettiler. Rockstar yönetici, ninja geliştirici veya ilham mimarı gibi...

Özetle, yetenek havuzu ve vizyon paylaşımı görevi görmek yerine, sosyal medya ortamlarında yaptığımız gibi "mış gibi" lerin iş hayatına entegre edilmiş haline dönüştü. Yetenek havuzu olarak Linkedin 'in çok fazla alternatifi yok. Aslında alternatifleri olması bizim işimizi kolaylaştırmıyor. Zaten alternatifler de genelde iş çeşidine özel oluyor. Kendi mesleğim olan yazılımcılık dışında insanlar nerelerde iş buluyor pek bir bilgim yok. Ama yazılım alanında Linkedin dışında durum daha büyük bir facia. Hackerrank veya Leetcode gibi ne ölçtüğü bilinmeyen testleri geçmeniz bekleniyor.

Hatanın çoğunluğu insanlarda

Yıllardır Linkedin kullanan bir insan olarak görüyorum ki, web sitesinin kendisi aslında büyük bir yanlış yapmadı. Sadece algoritması biraz saçma bugünlerde. Ama esas amacı olan iş, şirket veya bağlantı bulma işini yerine getiriyor çoğunlukla. Aslında olması gerektiği gibi iş ilanları açmak ve başvuruları değerlendirmek şirketlerin sorumluluğunda. Sansasyon yaratmaya çalışmak yerine gerçekleri yazmak da iş arayanların sorumluluğunda. Ama sanırım insanlar, başkaları Linkedin paylaşımlarına bakıp kendilerini eleyebilir diye korkuyorlar. Sorunlar da halının altına süpürüldükçe herşey kötüye gitmeye devam ediyor.

Yazının başında dünya ekonomisi ile Linkedin 'in durumu arasında alaka olduğunu söylemiştim. Ekonomi demek, üretmek, çalışmak ve emek vermektir. Herşeyin uyanıklığına yönelerek ve kolay yoldan para kazanmaya çalışarak, sadece yetenek dediğimiz olguyu köreltiyoruz. Dünya ekonomisi de emek sömürmeye ve kısa yoldan veya hinlik yolundan işleri yürütmeye çalıştığı sürece Linkedin düzelemez.

Ben ne önerebilirim?

Ne yapılmalı konusunda fazla bir öneride bulunamıyorum. Çünkü önce bilgi, emek ve yeteneğe saygı duymayı öğrenmeliyiz. Sonra bunların hak ettikleri karşılığı görmesini sağlamalıyız. Sonra da yalancılıktan ve sahtecilikten vazgeçmeliyiz. Ama dünya bunun tam tersine gidiyor. Çok fazla işçi ve çok fazla işveren olduğunu kabul ediyorum. Bu durum her iki taraf için dezavantaj oluşturuyor ama bu sorunu Linkedin üzerinde çözebiliriz. Önce çalışıp para kazanmak isteyenlerin barınamadığı dünya düzenini değiştirmemiz gerekiyor. Siz şirketler, özgeçmiş toplamak istiyorsanız en azından bunu belirten bir ifade ile iş ilanı açarak insanlık hayrına birşey yapabilirsiniz. Ayrıca bu yazıyı Linkedin 'de paylaşabilirsiniz. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.


Bir yorum yazabilirsiniz