İnternette çocukluk ve ebeveynlik hakkında tonla fikir var. Ve bu fikirleri üreten insanlar arasında geniş bir yelpaze var; bir kısmı dümdüz saçmalıyor veya bir şeyler satmaya çalışıyor, çok azı gerçekten eğitimli ve yardımcı olmaya çalışıyor. Her ne kadar ebeveyn olmasam da çocukluk ve ebeveynlik hakkında söyleyeceklerim var, ama kimseye birşey öğretmeye çalışmayacağım. Her şeyden önce bu konu çok kişisel, subjektif ve hassas. Bu yazıda çocukluk ve ebeveynlik konusunda farklı açılar sunmaya çalışacağım. İdeal yolları bulmaya ve bariz hataları göstermeye çalışacağım.
Bize ailenin toplumun en küçük birimi olduğu söylenir. Ama bizler sadece üremiyoruz, aynı zamanda uyum sağlıyoruz, büyüyoruz, gelişiyoruz, üretiyoruz. Bazen de topluma faydamız kalmıyor ve bakıma ihtiyaç duyuyoruz ama bu başka bir konu. Aile kavramı bireyleri kendi aileleriyle büyümeleri için hazırlar. Yani bu türün sürekliliği için bir tür geri bildirim meselesi aslında. Kötü nesiller yetiştirirseniz, onlar da daha kötüsünü yetiştirir. Tamam, buraya kadar olan kısım zaten bilinen şeyler. Peki neden ebeveyn olmak söz konusu olduğunda elinizden gelenin en iyisini yapmıyorsunuz? Çocukluğu ve ebeveynliği anlıyor musunuz? Ebeveynliği anlamak aynı zamanda çocukluğu anlamakla da ilgili, yani sorumlu olan sizsiniz, çocuklarınız değil.
Bugün dünyada çok sıkıntılı durumlar var. Çocuk ölümleri, yoksulluk, çocuk işçiliği ve hatta çocuk istismarı meseleleri biliniyor. Yozlaşmış toplumlar da var ve bunlar ya ebeveynlik niteliklerinden yoksun ya da düpedüz kötü insanlar, ve daha fazla kötü insan üretiyorlar. Dolayısıyla çocukluk ve ebeveynlik hakkında normal bir şekilde konuşmak istiyorsanız, en kötü vakaları bir kenara bırakmanız gerekiyor. Ama maalesef bu şartlar da zamanla kendi kendine düzelmeyecek, aksine daha da kötüleşecek ve dünyanın bunun farkında olması gerekiyor. Dünyanın durumu bununla yakından bağlantılı.
Biyolojik perspektiften bakıldığında, çocukluk için kesin bir eşik belirleyemiyorum ama kabaca beyin ve vücut gelişim aşaması olduğunu düşünüyorum. Vücut büyük ölçüde kontrolümüzde ama beyin devasa karmaşık bir şey ve ancak yönlendirilebilir, doğrudan şekillendirilemez. Dolayısıyla çocukluk, zihinsel perspektiften en fazla özen gerektiren aşamadır. Ama bunu bir çocuğa bırakamazsınız çünkü zaten gelişiyorlar ve sorguluyorlar. Gelişen beyni gözlemleyip yönlendirmeniz gerekiyor. Bu, hem ebeveynlik hem de çocukluk deneyimi gerektirir. Bir çocuğun gelişen beyni sorgulayacak, anlamlandırmaya çalışacak, bazı şeyleri zevk veya fayda için kullanacaktır. Bu sürekli su çeken bir sünger gibi ama aynı zamanda görünmez bir mantık mekanizması da var. O mekanizma o kadar gizemli değil ama farklı mekanizmaları var. Çünkü farklı yaş grupları var ve beyinde belirli baskın değişiklikler oluyor.
Biyolojik tarafı biraz anladıktan sonra, çocukluğun daha önemli perspektifi mantıksal perspektiftir. Tüm gelişim aşamalarının aynı eğilimlere veya yeteneklere sahip olacağını varsayamazsınız. Yürümeye başlayan bir çocuğu düşünürseniz, o çoğunlukla araştırıyor ama pek doğru düzgün anlamıyor olacaktır. Sözlerinizin ona net olarak gittiğinden emin bile olamazsınız çünkü henüz çok fazla temel yüklenmemiştir. Bu yüzden tahmin ediyorum ki "2 yaş tripleri" dönemi gibi bir şey yaşanıyor çünkü eğilimler güçlü ama yetenekler zayıf. Birkaç yıl sonra gerçeklik çocuğun zihninde daha belirgin hale geliyor. Bu zamanlarda eğilimleri oluyor ama aynı zamanda bir kavrayışı da oluyor. Bu aşamada çocuğun neyi anlayabileceğini ve nasıl anlayabileceğini de anlamanız gerekir. Ama her çocuk aynı olmayacak. Annenin veya babanın izlerini göstermeye başlayacaklar, hatta belki akrabalarınkini bile. Yani aslında elinizde küçük ipuçları var. Sanırım birçok ebeveyn bu gerçeği göz ardı ediyor veya yok sayıyor veya inkâr ediyor. Ama çocuğunuz kısmen sizsiniz ve bu iyi bir şey. Çocuğunuzun beyninin nasıl çalışabileceği hakkında size fikir verebilir bu durum.
Bir çocuğun 4-9 yaş arası manipüle edilebilir aşama sanırım. Çocuğunuzu kandırabilir veya belki zorla bir şeyler yaptırabilirsiniz. 10 yaşından sonra daha fazla fikir, bilgi ve bakış açısı edinmeye başlarlar. Ergenlik de bu noktadan sonra ortaya çıkar. Eğilimleri, bir miktar bilgisi ve çoğu durumda net bir hedefi vardır. Bazı çocukların hayatta net bir hedefi yoktur ve bu ya pasif bir çocukluktan ya da travmatik bir geçmişten kaynaklanabilir. Bu hedefler zararlı, verimsiz veya dar görüşlü olabilir. Sanırım ebeveynliğin en zor kısmı burasıdır çünkü artık yarattığınız insanla gerçekten tanışıyorsunuz ve sizi dinlemiyorlar ve herşeyi bildiklerini sanıyorlar. Bu aşamada çocuğunuzu kolay kolay kandıramaz veya zorlayamazsınız, işbirliği yapmanız gerekir. Onları yargılamadan açıklamalarına izin verirsiniz ve düşman değil dost olduğunuzu onlara hissettirirsiniz. Çünkü eğilimlerinden herhangi bir sapma onlara düşmanca görünebilir. Düşman olarak görülmeseniz bile, keçi gibi inatçı olabilirler. Bu aşama, sınırlı bilgi ve bol irade gücüyle deneysel bir aşamadır. Özellikle ergenlik yıllarından sonra, o çocuk artık çocuk değildir. Kendi başlarına büyüyebilirler. Kendi eğilimlerini, yeteneklerini ve bilgilerini kabul edebilirler. Bu bir insanın deneme safhasıdır (free trial).
Ebeveynlik ve çocukluğun bazen iç içe geçmiş kavramlar olduğunu fark ediyorsunuz. O yüzden biraz ebeveynliğe odaklanmaya çalışalım. Ama çoğunlukla fark ediyorsunuz ki iyi bir ebeveyn olabilmek için çocukluk aşamasında neler olduğunu anlamanız gerekiyor ve ben, ya da herhangi biri, size tam olarak ne yapmanız gerektiğini söyleyemez. Yine de bakalım farklı açılardan.
Daha önce de söylediğim gibi, size ne yapmanız gerektiğini söylemeye çalışmayacağım. Bu konunun çok subjektif ve kişisel olduğunu söyledim çünkü mekanizmalar benzer olsa da sonuçlar çok farklı olabilir veya çok farklı koşullarınız olabilir. Ama bu aynı zamanda ebeveynliğin bir gereğidir. Uyum sağlamayı gerektirir. Bir çocuğun size uyum sağlamasını bekleyemezsiniz, bu yüzden kendi durumunuza özgü bir çözüm bulmanız gerekecek. Üstelik ebeveynliğin bir kitabı da yok ve açıkçası olamaz da. Ama temel gereksinimler empati, sabır ve hoşgörü olacaktır. Bunu bilmek için profesör olmanıza gerek yok.
Ebeveynliğin başka bir boyutu da aynaya bakma olabilir. Bunun için kendi Eebeveynlerinizden veya kitaplardan veya tanıdıklardan veya isterseniz internetten ebeveynlik hakkında toplayabildiğinizi toplayabilirsiniz. Ayrıca oturup kendinizi de değerlendirip, gerçekten ebeveynliğe dahil olup olmadığınızı, yada sadece bir "kural uygulayıcısı" olup olmadığınızı görebilirsiniz. En iyisini yaptığınızı asla varsaymamalısınız. Elinizden gelenin en iyisini yapıyor olabilirsiniz ama bildikleriniz yanlış veya yetersiz olabilir. Ebeveynlik matematik değildir.
Ebeveynlik öncelikle sorumluluk bilincini gerektirir. Bazı baskın genetik özellikler hariç, çocuklarınız sizin sorumluluğunuzdadır. Çocuğunuzun kendi başına büyümesine izin verirseniz, sonuç siz olmadan şekillenecek ve muhtemelen ideal olmayacaktır. Ebeveynlerden veya arkadaşlardan bağımsız olarak, o çocuk insan etkileşimiyle etkilenecek ve şekillenecektir. Çocuğunuzu başkasının şekillendirmesine izin verme lüksünüz yok. Ayrıca onları yalnız ve insanlardan ayrı tutmak da kötü bir fikir çünkü olgunlaşamazlar ve topluma uyum sağlayamazlar. Var olmanız gerekiyor, sadece fiziksel veya maddi olarak değil. Hayatlarında var olmalısınız, mümkünse bir rol model veya isterseniz bir arkadaş olarak. Hatta bazı sürtüşmeler veya kavgalar bile hiç yoktan iyi olabilir. Otorite olmak ebeveynlik değildir, kısmen bir gerekliliktir. Otoritenizi suistimal etmeyin. Otoriteyi uygulama yolunu bulmak için uğraşın. Ben olsam önce güven inşa etmeyi denerdim, çocuğum kurallar koymamın sebepleri olduğunu bilsin diye. İnsanlar çocukların söylediğinizi değil yaptığınızı yapacağını söyler. Yani örnek olacak ilk kişi sizsiniz.
Ebeveynlikte bazı subjektif görüşlerim var ve bunun farkındayım. Nasıl otorite olacaksınız, otorite gerekli mi, ne kadar özgürlük çocuğunuz için sağlıklı olur, ne kadar müdahil olmalısınız, çocuğunuz içe dönük mü dışa dönük mü, çocuğunuzu nasıl bir çevre bekliyor vs... %100 doğru olmaya çalışırken tükenmişliğe düşmeyin. İstemeden hatalar yapabilirsiniz ve çocuğunuz bunu unutabilir veya affedebilir, tabii çoğunlukla iletişim kurmaya ve dengeli bir ilişki kurmaya çalıştığınız varsayımıyla. Çünkü bir süre sonra çocuğunuz da sizi anlamaya başlayacaktır. Hararetli bir tartışmada çocuğunuza tokat attınız diye dünyanın sonu olmak zorunda değil. Sonra özür dileyebilir ve çocuğunuz sizi dinlemeye istekliyse kendinizi açıklayabilirsiniz. Hatalar iletişim varsa düzeltilebilir. Unutmayın, bir arkadaş hata yapabilir ama bir düşman zarar verir. Bu yüzden arkadaş olmayı denemeyi öneriyorum.
Ebeveynliğiniz çocuğunuz tarafından puanlanacak ama değerlendirilmeyecek. Belki büyüdüklerinde neden bazı şeyleri yaptığınızı anlayabilirler. Buna hazır olmanız gerekiyor. Yalnız kalmaya veya mola vermeye ihtiyacınız olacak ama bu her zaman mümkün olmayabilir. Eşiniz eksikliklerinizi tamamlayarak, ihtiyaçlarınızda yardım ederek veya size boş zaman ve alan vererek yanınızda olmalı. Tükenmişlik yaşayan bir ebeveyn çocuk için iyi olmayacaktır, önce kendinize bakmalı ve kendinize zarar gelmesini önlemelisiniz. Ebeveynliğin kolay olmadığının ve insanlar için kolay olması gerekmediğinin farkındayım. Bunun ve sorumluluklarınızın ağırlığının tamamen farkında olmadıkça, ebeveyn olmamalısınız. Bu sorumsuzca olur. Ama kimse sizi çocuk sahibi olmak ve ebeveyn olmak istemediğiniz için yargılayamaz.
Kadın mı erkek mi? Kim gerçekten "orada" olacak? Ayrıca bir ebeveyn ikilisi oluşturmak için bir erkek ve bir kadın olmak zorunda mı? Bu subjektif bir alan ama ben biyolojik olarak farklı varlıkların sorumlu olmasını mantıklı buluyorum. Çünkü her iki taraf da ebeveynlik hakkında farklı yönler veya perspektifler içerir. Farklı iki zihniyete sahip olmak size avantaj sağlar. Geleneksel evliliği ben mantıklı buluyorum. Genelde gözlemliyoruz ki, kız çocukları babalarını idealize etme eğilimindedir, erkek çocukları da annelerinin etkisi altındadır. Bu da bir erkek ve bir kadının ideal durum olduğunu düşünmemin bir diğer sebebi. Tek başınızsaysanız, diğer ebeveynin yokluğunu telafi etmeniz gerekebilir, ya o rolü üstlenmeye çalışarak ya da tekrar evlenerek. Bu tamamen size kalmış tabi ki. Bana sorarsanız bir çocuğa hem bir baba hem de bir anne figürü sunmak ideal.
Yumuşak, otoriter veya sıkı gibi ebeveynlik tarzları var, internette geziniyor. Ama bunlardan sadece birinin doğru yol olduğunu iddia etmek saçmalık. Çocuğunuzu tanımanız ve mantıklı olanı gerekir. Belki de %50 sıkı %50 serbest yaklaşım en iyisi olabilir. Belki de konu yüzdelerle veya kurallarla ilgili değildir. Belki sadece durumları değerlendirmek ve çocuklarınızı da göz önünde bulundurmak meselesidir. Tek yumurta ikizleri bile farklı kişiliklere sahip olabilyor, yukarıda eğilimler ve yetenekler olarak tanımladığım şeyler bunlar. Bilinçli olarak en iyisini yapmaya çalışıyor ve hatalardan kaçınıyorsanız, en iyisini siz bilirsiniz, başkaları değil. Size ebeveynlik tarzları satmaya çalışan kapitalist fikirler zararlıdır. Ebeveynlik hakkında eğitim vermek iyidir ama Instagram'da veya TikTok'ta olanlar genellikle sizi manipüle etmeye çalışıyorlar, kafanızı karıştırmak için manipülatif sorular soruyorlar. Ya toplumsal temelleri yıkmak için ya da size bir şeyler satmak için.
Bir çocuğun kardeş sahibi olması koşulları çok değiştirebilir. Bazıları kötü tepki verebilir ve ihanete uğramış hissettikleri için ebeveynlerden kendilerini kapatabilir. Bazıları da kardeşine aşırı bağlanıp arkadaş edinmekten kaçınabilir ve sosyal beceriler geliştiremeyebilir. Gerçi bir çocuğu hallettik de ikincisi mi kaldı :)
Çocuğunuz zorbalığa uğrayabilir. Bu konu başlı başına bir paragrafı hak ediyor. Çünkü her ebeveyn ideal bir çocuk yetiştirmeye çalışmıyor. Ve o çocuklar kontrolsüz bırakıldığında başkaları üzerinde etkili oluyorlar. Okullarda veya mahallede, çocuğunuz zararlı davranışlarla karşılaşıyor olabilir, fiziksel veya psikolojik veya hatta dijital olarak. Bu konuda koruyucu bir melek olamazsınız ama çocuğunuz ne olursa olsun size açık olabileceğini ve olması gerektiğini bilmeli. Çocuğunuza zorbalara karşı sesini çıkarmasını öğretmeyi öneririm ama bu her çocuk için seçenek olmayabilir, ayrıca zorbalığın farklı yollarının da var olduğunu biliyorum. Çocuklar genellikle dayanıklıdır ama birçok ebeveyn çocuklarının kendi başlarına büyüyebileceğini düşünür. Travmanın çocuğunuzun kişiliğine işlemesine izin vermek sorumsuzluktur.
Neyin doğru neyin yanlış olduğunu her zaman bilemezsiniz, o yüzden her zaman kendinizden emin olmamalısınız. Doğru ve yanlışı siyah-beyaz gibi çocuğunuza öğretemezsiniz, onlar da dönüp sizi sorgulayacaklardır. Çocuğunuza hayattaki idealleri ve iyiyi bulma iradesini vermeli ve açık fikirli olmalısınız. Ebeveynler kısmen çocuklarıyla birlikte büyürler ve bu sağlıklı, normal ve beklenen bir şeydir. Ebeveynlerin her zaman haklı olduğu izlenimi vermemelisiniz. Ama ebeveynlerin kendilerinden daha fazla şey bildiğini gözlemlemeliler. Bu onların gözünde saygıyı oluşturur.
Çocuklarınıza beklentiler yüklemek büyük bir hatadır. Beklentilerin olması insani olabilir ama bunları çocuklarınıza dayatmak hem dar görüşlü hem de bencilcedir. Çocuğunuz manipülasyona açık halde iken onları uygun gördüğünüz şekilde şekillendirme lüksünüz yok. Onları ölçülerinize uymaları için baskı altına alma lüksünüz de yok. Ne yaptıklarına veya ne olmaya çalıştıklarına bakılmaksızın her zaman onaylamanız gerektiğini söylemiyorum. Ama hayatlarını sizin vizyonunuza göre şekillendirmek, tatminsiz ve travmatik bir çocukluk ve hayat olarak geri tepebilir ve tepecektir. Çünkü onlara kendilerini keşfetme ve tatmin edici bir yolda büyüme şansı vermemiş olursunuz. Evet, çocuklarınızın kötü fikirleri olabilir ve %100 özgürlük kesinlikle zararlıdır. Ama mesele gerçeği şekillendirmekten çok zararı önlemektir. Onlara büyümek için malzemeleri verin ve büyümelerine izin verin.
Zararlı şeyleri önlemekten bahsetmişken, çocuğunuzu madde kullanımından veya sosyal medya tehlikesinden veya arabada hız yapmak gibi temel zararlı davranışlardan korumak da ebeveynlik hakkında büyük bir meseledir. İyi şeyler öğretmeye ve örnek olmaya çalışabilirsiniz. Ama bir noktada yoldan çıkabilir ve kötü davranmaya veya zararlı şeyleri kabul etmeye başlayabilirler. Bu kısım benim için de bir muamma. Belki de ben çocuklarıma karşı sıkı kurallar veya sürekli gözetim yerine, tehlikeler konusunda korkutmayı denerdim. Belki onlara mantık yürütmeyi öğretmeyi denerdim ki fikirler oluşturabilsinler ve sonunda zararlı şeylerden kaçınsınlar. Bu korkutucu bir şey çünkü yasaklar merakı da tetikleyebilir. Diğer çocuklar da onlar üzerinde etkili olacaktır. Büyüdükleri çevre çocuklar için önemlidir. Çoğunlukla arkadaşları veya akranlarıyla küçük bir dünya kurarlar, çünkü gerçek dünyada otoriteleri yoktur. Arkadaşlar arasındaki statü onlar için önemlidir, tıpkı havalı bir işe veya ev veya arabaya sahip olmanın bizim için önemli olması gibi. Yani çocuğunuz eve çakılı olmadığı sürece etkiler ve dürtülerle karşılaşacak. Bir şeylerin onları kontrol altında tutması gerekiyor. Din, çocuklarınızı yolda tutmanın yeterli cevabı değildir. Bilinç ve farkındalık daha önemli ama bunları bir şekilde çocuğunuza yüklemeniz gerekiyor.
Bir ebeveynin çocuğu üzerinde ne kadar hakkı var? Baba ve anne için ne kadar? Bir annenin hakları olabilir çünkü ebeveynliğin %90'ını anne yapıyor. Ama şunu sorarım: Ebeveynlerin ne hakları var? Mesela işlerini belirleme hakkınız yok. Kurallar koyma hakkınız var ve bu size otomatik olarak verilmiştir, her ne kadar herkes ebeveynliğe uygun olmasa da. Ama gidecekleri okulu seçme, tanışacakları arkadaşlara karar verme, evlenecekleri kişiye karar verme hakkınız var mı? Yaşlandığınızda size bakmak için hayatlarını ayarlamak zorundalar mı? Bu sorular tartışmalı ama aslında yanlış yöne bakıyoruz. Mesele hak sahibi olmak değil, uzlaşma meselesi. Çocuğunuz eşyanız veya bir robot değil, çocuğunuz bir insan. Belirli noktalarda sonunda bazı şeyleri kontrol etmenize izin verebilirler. Önce "anne babalarına birşeyler sorabileceklerini" bilmeliler. Sonrasında da kendi bilgilerine sahip olmalarını ve kendi kararlarını vermelerini sağlamalısınız. Onlar için belirleyici güç değil, yol gösterici olmalısınız.
Din ve ebeveynlik tartışmalı bir kombinasyon. Bazıları dine ihtiyacınız olmadığını söyler, bazıları dini inançların çocuklarınızı yola sokmak için temel kavramlar olduğunu söyler. Ben sebep-sonuç temelli ebeveynliği mantıklı görüroyum, bir doktrine dayanmak yerine. Bu, çocuklarıma dinimle uyumlu şeyleri öğretmeyeceğim anlamına gelmiyor. Şimdi burada "sizin dininiz" anahtar mesele. Benim dinim temelde "iyi bir insan ol, başkalarına veya kendine zarar verme, tanrıyı kabul et" diyor. Bunu sonra tartışabiliriz. Sizin dininiz ne diyor? Dininiz çocuk yetiştirmek için bir çerçeveye sahip mi? Dininiz çeşitliliği, empatiyi ve iletişimi kabul ediyor mu? Bu konuda net bir rehberim yok ama eminim ki hangi dine sahip olursanız olun, ebeveynlik ve dinin kesişim ilişkisi vardır, kapsama değil. Yani ebeveynlik tüm dini kapsamaz ve din tüm ebeveynliği kapsamaz. Bir seviyede kesişirler ve buna siz karar verirsiniz.
Yoksulluğun bu dünyada var olduğunun farkındayım. Ama aynı zamanda teknolojik şeyler ve oyuncak bolluğu da var. Yani çocuklarınız sizin sahip olduğunuzdan daha azına veya her zamankinden fazlasına sahip olabilir. Öncelikle hayal gücü bir gerekliliktir ve çocukta beslenmesi gerekir. Çocuklarınızın oyuncakları ve cihazları olsa da olmasa da hayal güçlerinin büyümesi için alan olduğundan emin olmalısınız. Elbette yoksulluk kötüdür ama daha az oyuncağa sahip olmak sosyal veya yaratıcı becerileri artırabilir. Ve bir oyuncaktan diğerine veya bir cihazdan diğerine veya bir oyundan diğerine atlayan zengin bir çocuk, tatmin olmayacak ve daha fazlasını keşfetmeye çalışmayacak ve hayal gücü durgunlaşacaktır. Fakir olmak suç değil ve bunun acı vereceğini biliyorum ama bu gerçeği sürekli çocuğunuza sunup umutsuzluk yaratmak yerine, duruma uyum sağlamayı öğretmeyi deneyebilirsiniz. Daha azına sahip olabilirler ama ebeveynleriyle ve yarattıkları oyunlarla mutlu olabilirler.
Ebeveynlik ve çocuklukta psikoloji de önemli yer tutuyor. Bir çocuğa bakabilmek için sağlığınızın iyi olması gerekiyor. Ama ayrıca çocuklar da psikolojik eğilimlere sahip olabilir ve muhtemelen olacaktır. Bazı davranışlar yönetilebilir veya tolere edilebilir ama profesyonel dokunuş gerektiren seviyeler de var. Biz psikiyatrist değiliz ve her zaman en iyisini bildiğimizi varsaymamalıyız. Ebeveynler çocuklarını iyi tanıyabilir ama gereken doğru davranış farklı olabilir.
Psikolojiden bahsetmişken, ebeveynlerinizin hatalarını tekrarlamak da ciddibir dar görüşlülüktür. Yani hiç mi bir şey öğrenmediniz? Birçok örnek var, annelerine dönüşen kadınlar veya babalarına dönüşen erkekler, sanki hiç kendi iradeleri ve bilinçleri yokmuş gibi? Normal bir insan hataları fark eder ve kaçınır.
Bir de kuşak farkı ve kuşaklar arası çatışma var. Bu, insanları yargılayacağım kısım. Ebeveynler çocuklarının kendilerini anlamasını bekler, oysa gerçekte bunun tam tersi olması gerekir. Eski nesil gelişmelere ayak uyduramıyor ve kendi anlayışlarının doğru yol olduğunu varsayıyor. Ama belki anlayışları hatalı olabilir ve zamanla düzeltilebilir. Veya belki yeni dönem yeni ve daha iyi fırsatlar da getirebilir. Evet, yeni nesil kötü şeyler de icat edebilir ama onları yönlendirmek sizin göreviniz. İnsanların açık fikirli olması gerekir ve bu iyi bir şeydir. Eski neslin benimsedikleri ne olursa olsun, değişime tabidir. İyi olanları korumaya çalışın ve kötülerden kurtulun. Çocuklarınız çok farklı bir dünyaya sahip olabilir ve bugün hızla değişen bir dünyamız var. Ayak uydurmaya çalışın.
Peki ebeveynlik ve çocukluğu nasıl özetleyebilirim? Birliktelik önemlidir. Özgürlük ve gözetim ile büyümelerine izin verin. Oyunlar oynayın, sorular sorun, hayal etmelerine ve cevaplamalarına izin verin. Hata yapmalarına izin verin ama onlara her zaman gerçeği hatırlatın. Onlara saygı gösterin ve kendinizi eğitin ki onlar da size saygı göstersin. Bu muhtemelen zor bir yolculuk olacak ve kısa sürmeyecek. Çocuklarınız iyi işleyen bir aile deneyimi yaşarsa, gelecekte sağlıklı bir aile kurma olasılıkları da yüksek olur. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere :)
Bir yorum yazabilirsiniz