Blog yazmanın 2 yılı, peki ne yazmalı?

Blogdaki 50. yazım "retrospect" dediğimiz geçmişe bakış yazısına denk geldi :) 1. yıl yazısından bu yana ortalama ayda 1 yazı yazdığım bir yıl olmuş. İlk yıl ortalamam ayda 3 yazı idi. Tembelleştim belki de :D Ama o zamanlar işsiz dönemimdi ve yazacak uzun zamanım oluyordu. Bu yazıyı yazmadan önce 1. yıl yazısını tekrar okudum. O zamandan bu yana düşüncelerimde veya gidişatımda değişiklik olmuş mu diye merak ettim. Hala aynı mantalite ile mi yazıyorum diye kendime sordum. Cevap çoğunlukla evet oldu küçük farklarla. Bugünlerde blog yazmak için başlardaki kadar uzun zamanım olmuyor. Bu yüzden aklıma en çok takılan soru şu oluyor: Yazmak istediklerimi mi yazmalı yoksa yazılması gerekenleri mi yazmalı? Büyük ihtimalle bu soruyu eksik veya yanlış anladınız :) Bu yazıda da bu durumu açıklayacağım.

Blog yazmaya başladığımda gaza gelerek başlamıştım. İyi ki de başlamışım diyorum tabi ki. O zamanlar 10 'larca konu başlığı kadar yazılabilecek içerik biriktirmiştim kafamda. Bunları yazmaya başladığımda birden fazla amacım vardı. Yazarken 2 kere öğrenmek, başkalarına yeni pencereler açabilmek, hobi olarak yazmak ve kalıcı bir birikim bırakmak. Bütün bunlar benim kendi bilgi birikimim ve tecrübem üzerine kuruluydu ve sol tarafta gördüğünüz 5 kategori de beni bu yollarda ilerletmesi için hatırlatıcı görevini görüyordu. Bu şekilde aylar geçti ve esas düşünce yapım değişmese de üzerine 2 yeni konsept geldi.

1. düşünce kendimle alakalı: 33 yaşıma geldim ve hayatımın üniversite yılları dahil neredeyse yarısını bilgisayar ve yazılım üzerine çalışmalarla geçirdim. Bu beni bir yazılım mimarı konumuna kadar yaklaştırdı ve pek tabi ki daha çok yolum var bu noktada. Şu anda eğitmenlik yapıyorum ve yazılım alanında birikimlerimi yeni mezunlara aktarıyorum, bütün gücümle. Mesleğinden ve işinden memnun olan şanslı azınlıktan biriyim :) Fakat insan bir noktada şunu soruyor, bütün hayatımı yazılım ve bilişim üzerine mi geçirmek istiyorum? Buna bir orta yaş krizi de diyebilirsiniz belki ama ben böyle olmadığını düşünüyorum. Mesleğimi severek yapıyorum fakat yarın ölmüş olsam, bu blog dışında arkamda sadece bir yazılımcı veya eğitimci profili bırakmış olacağım. Ayrıca daha da önemlisi bu hayatta üzerine kafa yorulabilecek ve kazanılabilecek pek çok rengi de ıskalamış olacağım. Yani yazılım dışında da birşeyler yapabilmek aslında bilgisayar mühendisliği alanından kaçış için değil, daha çok çeşitlilik sahibi olabilme isteği.

2. düşünce daha önemli olan düşünce ve aslında 1. 'nin üzerine kuruluyor. Mayıs 2022 itibarı ile şu anda dünya saçma sapan bir şekilde kendi kendini yiyip bitiren bir süreç içerisinde. Belki de ben doğmadan önce de böyle idi ama günümüz dijital devrimi sayesinde herşey çok daha gözle görülür ve hızlı hale geldi. Ayrıca yaşadığım ülkede akıl almaz olaylar arka arkaya meydana geliyor. Yaşadığımız çağda bozulmalar her gün daha hızlı, daha sinsi gelişiyor. Aldatma ve yanıltma çağında yaşadığımız için bu gidişatın parçalarını görmek bile inanın zor. Bu da bana şu soruyu sorduruyor: Kendi ufkumu ve yeteneklerimi geliştirebilmem mi daha önemli, yoksa günümüz realitesinin getirdiği ve gözümüze soktuğu konularda EĞER objektif bakış açılarım ve birikimim varsa bunları yazıyor olmam mı daha önemli? Hangisi ile insanlığa daha faydalı olabilirim? Günümüz realitesi altında hali hazırda tamamlanmayı bekleyen 4-5 adet yazım duruyor. Bu yazılar da ister istemez ağırlıkla sosyoloji, tarih ve psikoloji üzerine yoğunlaşıyor. Bu alanlar da doğal olarak benim mühendislik bilgilerimden uzakta kalıyor :)

Yazılması gerekenleri mi yazmalı demek şu demek: Günümüzde insanların duyması, hatırlaması, bilmesi veya okuması gereken şeyler var. Tabi ki buna ben de dahilim. Unuttuklarımız, fark edemediklerimiz, görmezden geldiklerimiz ..vs derken dünya bu duruma geldi. Bu gidişat ile daha iyi bir noktaya da gitmeyecek. İnsanoğlu bilinen tarihte ilk defa bu kadar ciddi ve büyük bir dönüşümü bu kadar hızlı yaşıyor. Bu konuya insanlığın çöküşü şeklinde bir başlık verirsek, bunun az yada çok etkili bir ilacının da olması lazım. İşte o ilacı bulmak için çabalamaktan bahsediyorum. İklim değişikliği, açlık, gelir adaletsizliği, siyaset sınıfı, cehalet ..vs gibi yeterince önemli sorunlar var günümüzde. Bana sorarsanız hepsi acil öneme sahip. Bu konulara kafa yoruyor olmamız lazım diyorum bir yandan. Dolayısı ile kendi kendime sorum başlıktaki gibi oluyor: Ne yazmalı? Neye kafa yormalı?

Buradaki yazma eyleminin arkasında araştırma da var tabi ki. Yoksa dünyayı veya insanlığı kurtarabilecek bir figür olsam akşamın bir saati bilgisayar başında sırt ağrıları ile bunları yazıyor olmazdım :D Bilinçli ve entelektüel her insanın da yapması gerektiği gibi kendi kendime bir sorumluluk çıkarıyorum. Bu sorumluluğun ilgi alanı ise çok geniş. Dünyada olup bitenlerden az çok haberdarsanız, ne demek istediğimi zaten anlayabilirsiniz.

Dünyayı sen mi kurtaracaksın hacı? Hayır muhtemelen :D Ama dünyayı veya insanlığı onu kurtarmak isteyip irade gösterenler kurtaracak bu kesin. Ben kendi adıma bu iradenin bir parçasına dahil olabilmeyi istiyorum. Tabi ki dünyada bir yerlerde benim yazdıklarımdan fazlasını yazmış, konuşan veya söylemiş olan birçok insan vardır. Benim farklılık yaratmak istediğim nokta insanlık tarihinin en enteresan zamanlarından birisi olan günümüze birkaç açıdan birden bakabilen büyük bir sistematik ortaya koyabilmek. Ne demek istediğimi anlatabilmem için belki de 15 - 20 tane daha yazı yazmam lazım :) Şu anki görünüşe göre kafamdakileri toparlayabilirsem insan, doğa ve inançlar üçgeninde bazı çıkarımlar yapabiliyorum. Acaba bundan 1 yıl sonra ne yazıyor veya yazmış olurum gerçekten bir fikrim yok. Fakat muhtemelen bir süre hayaller ve hayatlar arasında %50 - %50 oranında ilerleyecektir. Bu da bana challenge olsun. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere :)


Bir yorum yazabilirsiniz