Eski ama eskimemiş filmler

Ben 1989 doğumluyum. Buna rağmen ben dünyaya gelmeden önce zuhur etmiş olan tarihin bir kısmına tanıklık edecek ve hazine değerinde bazı filmleri izleyebilecek kadar şanslıydım. Bu yazıda 1920 ve 1960 'lı yıllara uzanan yıllar içerisinde dikkatimi en çok çeken filmlerden bahsedeceğim. Bence bunların hepsi birer klasik ve kaçırılmaması gerekiyor. Bu noktada "these are a few of my favorite ones" diyeceğim ve eğer konuyu anlıyorsanız yorum bırakın :)

Ben bir film eleştirmeni değilim tabi ki, burada senaryolardan veya sinematografiden konuşamam. Bu yazıyı bilmeyenler veya ileride bilmeyecek olanlar için yazdım. 2000 'li doğup büyüdüyseniz yaşadıysanız karşınıza çok farklı bir dünya çıkacak bu filmlerde. Günümüz film endüstrisini çok hak etmesine rağmen burada eleştirmeyeceğim. Bunun yerine önceden ne vardı sorusunu açıklamaya çalışacağım. Benim listemdeki filmlerin hepsinin burada olmasının bir sebebi var. Çoğu genelde anlam yüklü ve bu anlamları günümüzde bulamıyoruz. Çoğunun arkasında yıllarca emek var ve o zamanlar teknoloji de gelişmiş değil. Günümüzde milyon dolarlık filmler çok havalı ve büyük görünüyor ama arkasında ciddi bir endüstri devrimi var.

Bu filmlerdeki hikayeler süper kahramanların dünyayı kurtarması yada kurgusal dünyalar yada istilalar üzerine kurulu değil. Bu filmler yolda karşılaşabileceğiniz türden gerçek insanlarla alakalı. İnsanlar arası bağlar, aile, arkadaşlık, insani değerler ..vs gibi. Gerçek hisler ve trajedileri işliyorlar. Tanık olmadığımız tarihe ışık tutuyorlar.

O zamanın filmlerini klişe veya sıkıcı veya modası geçmiş bulabilirsiniz. Aslında ben de önceden böyle düşünüyordum. Sonra içlerindeki oyunculuk performansını ve bazı yetenekleri gördüm. O zamanlar zorlukları nasıl aştıklarını öğrendim. Senaryolardaki toplumda ilgili derin mesajları fark ettim. Sonunda bu yazının gerçekten altın madenine dönüştüğünü düşünmeye başladım :) Hatırlamamız gereken değerlerimiz ve bilmediğimiz binlerce olayla dolu bir tarih. Bütün bunları sadelikle aktarabilir misiniz? Bu filmleri izlediğinizde bu sorunun cevabını bulacaksınız. Evet sizi epeyce ikna etmeye çalıştım artık top sizde. Aşağıda kendi listemi yazdım ama belli bir sıralaması yok. Hepsini linklerden inceleyebilirsiniz.

Listem

The Apartment (1960)

Filmin konusu genç bir sigortacının evini yöneticilerine günlük olarak emanet etmesi üzerine geçiyor. Hoşlandığı kadının işin içine dahil olması ile olaylar kontrolden çıkıyor. Komedi olarak başlıyor ama sonrasında saf ve özverili olmanın hoş bir anlatımına dönüşüyor. Bu film size birisine kendi hislerinizden daha çok değer verebilmeyi hatırlatacak. Filmde kocaman bir ofis katı var ve orayı doldurmak için çok enteresan bir yöntem kullanılmış. Filmin vurucu cümlesi "Shut up an deal" :)

Singin In The Rain (1952)

Bu film şöhret, dürüstlük ve asalet üzerine kurulu. Filmde film yıldızı bir çiftin teknolojinin gelişmesi ile sessiz filmlerden sesli filmlere geçişte yaşadığı olaylar anlatılıyor. Bu filmde işini severek yapmanın ne demek olduğunu ve gerçek arkadaşlığın değerini bulacaksınız. Ayrıca eğlence sektöründe her zaman bir nebze de olsa aldatmaca olduğunu fark edeceksiniz. Bu filmde çok enteresan bir durum olmuş. Filmde başka bir oyuncunun sesini seslendiren kişiyi gerçekte seslendiren filmde seslendirilen kişi imiş :) Yani A kişisi B kişisini seslendiriyor film içerisinde ama gerçekte B kişisi kamera arkasında A kişisini seslendiriyor bir noktada. Bu filmdeki favorim "Make 'em laugh" segmenti idi.

Shall We Dance (1937)

Shall we dance çoğunlukla bir müzikal. Bu filmde bir balet ve ünlü bir kadın farklılıklarına rağmen "tap dans" ile bir araya geliyorlar. Tabi ki arada güldüren enteresan olaylar oluyor. Buradaki mesaj da insanlar kim olduklarına veya ne yaptıklarına bakmaksızın bir ortak nokta bulabilmeliler, mesela dans gibi. Bu filmdeki "Let's call the whole thing off" sahnesini çok beğenmiştim, hatta buraya da ekleyeyim :) Son sahneyi birkaç kere çektikleri için sonunda vücutlarında gerçekten ezikler oluşmuş.

12 Angry Man (1957)

Bu film çok etkileyici idi. Adalet muhtemelen hiç bu filmdeki gibi sorgulanmadı. Filmde 12 kişiden oluşan jürinin bir gencin babasını öldürüp öldürmemesi üzerine karar vermesi gerekiyor. Fakat bu kararın oy birliği ile alınması gerekiyor. 1 kişinin gencin suçsuz olduğunu düşünmesi üzerine işler karışıyor. Herkes kendi kedine yaptığı çıkarımları sorguluyor. Adalet keskin bir bıçak gibidir. Tesis etmesi gerekenler onu çok dikkatli bir şekilde ele almalıdır.

Awaara (1951)

Sanırım tüm zamanların en dramatik filmi olabilir Avare. Filmde genç bir adamın kanundışı işler yapması ve aşk gibi hayatın farklı tarafları ile tanışması, çocukluğundan başlayarak anlatılıyor. Trajik öyküsü ise aslında kendisi daha dünyaya gelmeden önce başlıyor. Bu filmi izledikten sonra hayatınızdaki birçok şeyin aslında kontrolünüz dışında olabileceğiniz ve bunlara umarsızca güvendiğinizi düşünmeye başlayacaksınız.

It's A Wonderful Life (1946)

Eğlence, trajedi ve insanlık aynı filmde buluşmuş. Bu filmdeki mesaj şu: Her ne kadar hayatınız bir noktada çekilmez görünse de hemen önünüzde çok farklı birşeyin sizi bekliyor olabilir veya sahip olduklarınız düşündüğünüzden çok daha değerli olabilir. Hayat bakış açınız ile anlamı değişebilen bir olgudur. Filmde genç bir adamın enteresan çocukluğu, hayatı, aşık olması, işlerinin kötüye gitmesi ve mucizelere tanık olması anlatılıyor. Bu adam herşeyin berbat olduğunu düşündüğü bir gün koruyucu meleği tarafından kurtarılıyor ve şükür edecek ne kadar çok şeye sahip olduğunu fark ediyor. Film orjinalde siyah beyaz ama değerli bulunduğu için sonradan renklendirilmiş. Carlie Chaplin 'in filmleri sessiz olduğu için ayrı tutarsak listedeki en eğlenceli filmin bu olduğunu söyleyebilirim. Filmi her hatırladığımda aklımda "JOSEPH !! JOSEPH !!!" diye yankılanıyor :)

The Gold Rush (1925)

Amerika 'da altı bulunması ile insanların Alaska 'ya hücum etmesi üzerine kurulu bir Chaplin filmidir. Karakterimiz de Alaska 'ya altın bulmaya gidiyor ve sonrası sizi epeyce güldürecek. Sanırım filmin esas mesajı dünyada bazı şeylerin altın kadar değerli olduğu ile ilgili. Filmde bir sahnede gerçek ayı kullanılmış kostüm yerine, cesarete bak. Zamanında blogda sessiz filmler ile ilgili bir yazı da yazmıştım, ona da bakabilirsiniz. Sessiz film ama "Where's Georgia?" sorusunu hatırlıyorum bu film ile beraber.

City Lights (1931)

Chaplin 'in bir kadına aşık olduğu başka bir film. Bu filmde kız kör ama olaylara çok güleceğinize eminim. Tabi ki kahramanımız da filmde bu kızı memnun etmek için türlü olaylar yaşıyor. Sanki buradaki mesaj aşkın ve sevginin aslında kalplerle bağlandığı ve gözlere ihtiyaç duymadığı gibi.

Modern Times (1936)

Bu da eğlenceli ve çok emek içeren başka bir Chaplin filmi ve Amerika 'daki sanayileşme dönemini anlatıyor. Bu dönemin insanları nasıl sömürüp tükettiğini ve çeşitli işçi sorunlarına sebep olduğunu da göreceksiniz. Aslında gelecek 100 yılın süregelecek sorunlarını anlatmış o zamanlar. Kahramanımız da biraz şanslı biraz şanssız birçok olaydan geçecek bu dönemde. Filmin esas mesajı da sanırım "asla pes etme" şeklinde. Bence bir yandan çok tatlı bir aşk hikayesi de olmuş diyebilirim.

Sunset Blvd (1950)

Bu film çoğunlukla psikolojik ağırlıklı ve bir noktada tüyleriniz diken diken olacaktır tahminim. Filmde genç bir film yazarı borçlarından kaçarken istemeden başka bir sorunun içine düşünüyor. Ama esas hikaye aslında yaşlandığı için şöhretini kaybeden bir kadının hikayesi üzerine kurulu. Çünkü genç adama zorla senaryo yazdırıp tekrar eski günlerine kavuşmak istiyor. Bir süre sonra bu konu bir takıntı haline geliyor ve olaylar duygusal ve çalkantılı hale gelmeye başlıyor. Bu filmde ünlü olmanın geçici olması, bağımlılık yapıcı olması ve güvenilmez olması gibi nahoş taraflarını fark edeceksiniz. Başroldeki kadın ise gerçek hayatında da benzer şekilde yaşlandığında sektörden uzaklaşıyor ama filmdeki gibi garip karşılamıyor tabi bu durumu. Filmi tek bir cümle ile ifade edebilmek zor ama şu söz çok vurucu idi: "I am big. It's the pictures that got small". Yani "beni beğenmeyen filmler küçüldü, ben hala süperstarım".

Sound Of Music (1965)

Bu filmin başka bir başlığı olabilirdi, mesela müziğin birleştirici gücü gibi. Film 7 çocuk babası katı bir adam ve çocuklara bakıcılık yapmak için gelen hayat dolu bir kadın üzerinden anlatılıyor. Bu ikisini ise müzik bir araya getiriyor ve aradaki uçurumu kapatıyor. Bence filmdeki mesaj ise insanlar arasındaki evrensel ortak paydanın kelimeler değil de notalar ve müzik olmasıdır. Şartlar ne olursa olsun müzik içimizdeki kişiye uzanan yol bulacaktır. Bu film gerçek bir hikayeden uyarlanmış.

Tarih dediğimiz tozlu defter

İşte bu şekilde listem tamam oluyor ama eminim benim bilmediğim başka filmleri de siz biliyorsunuzdur. Zaten internette onlarca liste var ölmeden önce mutlaka izlemeniz gereken filmler şeklinde. Bu listeyi unutulmamasını istediğim filmler için yaptım. Ayrıca hepsinde çok derin mesajlar buldum. Nereye gittiğimizi görmez olduğumuz bu zamanlarda geçmişe bakıp bugünlere nasıl geldiğimizi görebilirsek, belki daha iyi bir gelecek için de bir şansımız olabilir. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere :)


Bir yorum yazabilirsiniz