Blogumda bir zamanlar iletişim konusunda kendimce görüşlerimi yazmıştım. Çünkü esasında insanlarla insan gibi yaşayabilmemizin en önemli gerekliliği düzgün ve sağlam iletişimdir. Fakat o yazıda iletişimin belli bir ilişki üzerinden yürütüldüğünü söylemiştim. İlişki konusu üzerine de bir kitap dolusu detay yazılabilir demiştim. Bu yazıda ilişki kavramı üzerine görüşlerimi farklı açılardan bakmaya çalışarak yazdım. Biraz karmaşık bir yazı oldu ama zaten ilişki dediğimiz şey de karmaşık değil midir :D
Benim ilişki kavramından anladığım, iki insanın hayatının bir kısmında belli bir konu bâbında alaka kurmalarıdır. Mesela iş ilişkisi, arkadaşlık, komşuluk, evlilik, anne - baba - çocuk, kardeş ...vs gibi. Ayrıca insanların birbirlerinden faydalandığı veya tek yönlü olarak bağlandığı başka türlü ilişkiler de var. Ama onlar normal dışı olduğu için bu yazıda yer almayacak. İletişimi sağlayan yol olarak betimlediğim ilişki kavramını bir yol veya köprü veya ip gibi düşünebilirsiniz. Ben köprü olarak düşünüp yazıyor olacağım bu yazıda.
Ama en başında söyleyeceğim önemli nokta şu olur. İlişki ciddi bir kavramdır. Ama Maalesef insanlar ağızlarından çıkan sözlere bile dikkat etmeyebiliyor çoğu zaman. Bu ciddiyet sorunu bambaşka bir konudur. Zamanında bir kere kavramı ismi ile bir yazı yazmıştım. İnsanın hayatında bir kere yapabileceği hataları rahat rahat yapabiliyor olması enteresandır. Tabi ilişki kavramı da bu vurdumduymazlıktan payını alıyor zaman zaman.
İlişki cüretkar bir olgudur. Karşıdan neler çıkacağını bilmeden kurulur ve keşfedilir. Sonuçta karşınıza hiç de hoşunuza gitmeyen bir dünya çıkabilir. Bu yüzden köprüler aşınabilir veya yıkılabilir. Yada iki medeni insan gibi konuşarak ortalığı yıkmadan bitirmek de mümkündür.
İlişki başladı demekle başlamaz veya bitti demekle bitmeyebilir. Köprüleri atmak denir ya, o iş kadar kolay olmayabilir :) Ben bu hayatta hiçbir şeyi israf etmeme taraftarıyım. Sonuna kadar gitmeye veya yürütmeye niyetli olmadığı ilişkiyi de kurmamalı insan. Çünkü ciddi bir iştir ilişki yürütmek, daha doğrusu ilişkiyi bozmadan yürütmek. Yoksa kavga gürültü ile de yürüyebilir ama kısacık ömrümüzde neşemizi israf etmek de saçmadır.
Bazen de ilişkimizin doğası değişir. İlişkimiz başladığından farklı bir noktaya evirilebilir. Bu her zaman kötü bir anlama gelmez. İletişim kurdukça ve karşı tarafı tanıdıkça ilişkimiz güçlenebilir veya aksine zayıflayabilir de. Veya ilişkinin taraflarından birisi zamanla değişime uğrayabilir ve eskisi gibi sizinle iletişime geçmiyor olabilir. Bu durumlarda adapte olabilmek gerekebilir veya yerine göre ilişkinizi sonlandırmak da gerekebilir.
İlişkiyi neden kurduk sorusu bence önemli. Almak için mi, vermek için mi? Sürekli birşeyler bekleyen taraf mıyız yoksa sürekli birşeyler sunan taraf mıyız diye bakılabilir. Bu konuda bencil olmamak ve ezilmemek gerekiyor. Dengeyi tutturmak gerekiyor. Ayrıca insanlar bazen ilişkisini amacına göre kullanır yada amacına göre ilişki bulur. Bunların hangisi daha mantıklıdır sizce? İkisi de mantıksız :) Birincisi manipülasyondur, ikincisi ise egoizm. Gelelim farklı türlü ilişkilere.
Bazı ilişkiler de iletişim için kullanılmak üzere değil, bir kenarda dursun diye kuruluyor. İş ilişkileri böyle olabiliyor. Bu yazının konusu dışında kalıyor aslında bu tür ilişkiler. Çünkü doğaları gereği insanlar arasında ilişkilerden ziyade tüzel kişiler arası ilişkiler gibi oluyorlar. Normalde olduğu gibi belli ideallere uyma zorunluluğu olmuyor. Ama yine de karşınızdaki kişi de sizin gibi insan olduğu için "sen benim için sadece bir konaktsın" izlenimi vermek hoş değildir sanırım.
Bazı ilişkiler ise mecburi olarak var olur ve kaldırılamaz. Bu durum insanoğlunu en çok test eden durumdur. Daha dünyaya geldiğinizde bir anne babanız vardır. Daha sonra akrabalarınızla da iyi kötü bir ilişki kurma potansiyeliniz var. Sonra okulda sınıfta herkesten ayrı duramayacağınıza göre sınıf içi ilişkileriniz olur. Öğretmenlerinizle ilişkileriniz olur. İşe başlayınca iş arkadaşlarınızla olur. Komşularınızla olur. Evlenirseniz zaten ömür boyu bakımı yapılacak olan eş ilişkiniz olur. Her tarafımız kaçınılmaz ilişki dolu :)
Bu türlü ilişkileri tek taraflı sonlandıramazsınız. Bu yüzden yürütmek zorundasınız. Zaten insanoğlu keyfine kalsa, lego gibi işine gelmeyen ilişkileri çıkarıp yerine yenilerini koyardı. İşte insan olmak, iletişim kurabilmek ve ilişki yürütebilmek burada devreye giriyor. Bizi hayvanlardan ayırıyor. İlişkilerde empati yapabilmek gerekiyor. Yolda kazalara sebep olarak köprüye zarar vermemek gerekiyor. Daha ilk adımda ilişkinizin doğasını bile yanlış kurgulamanız Maalesef mümkün.
Manipülasyonla başlayan toksik ilişkiler de böyledir zaten. Önce köprü büyük bir özenle kurulur ama kurulduğu gibi özenli kullanılmaz. Sürekli kazalar olur, hor kullanılır ve karşı taraf ilişkinin kullanıcısı değil kurbanı olmaya başlar. Her ne kadar insanları ilişki kurduktan sonra tanıyor olsak da tecrübe ile sabit, sabıkalı geçmişleri olanlardan uzak durmak gerekiyor. Fakat ilişkiler konusunda başka hatalar da yapabiliyoruz.
Yalnızlık sendromu (loneliness epidemic) dediğimiz bir konu var günümüzde. Bu durum, insanların sosyal medya ile kolayca bir araya gelebilmelerine rağmen, hayatının bir kısmını veya belli tecrübeleri yalnız yaşaması anlamına geliyor. Arkadaş çevresi olmasına rağmen yakınlığın olamaması da buna dahildir. Hatta evli olup eşinin hayatında anlamlı bir yer alamaması bile bu garip 21. yüzyıl sendromunun bir parçasıdır.
Burada sorun teknolojide değil, içinde bulunduğumuz çağda da değil. İlişki kavramı içinde bir yerde mutlaka özveri veya emek bulunur. Patolojik veya tek taraflı değil ise insan hep veren değil alan da olmak ister. Bunu abarttıklarında insanlar sadece alan olmak isterler. Yada hiç vermek istemezler. İşte Maalesef günümüzde çoğunlukla bu durum söz konusu. Emek vermek, ödün vermek veya zaman ayırmak gibi sunmamız gereken şeyler üzerine çok çalışmamız gerekiyor.
Beklenti detayı ilişkide önemli oluyor. Hayatta çok fazla beklentilerimiz veya inançlarımız veya önyargılarımız var. Kuracağımız ilişkiden beklentimiz ne ise ona göre hareket ediyoruz, ona göre inşa ediyoruz. Sonra hayal kırıklığı oluyor. Bunun yerine ilişki beklentisiz kurulsa ve iletişim de düzgün sağlansa sanırım daha az kırgınlık olabilir. Beklentiler yarı saydam kağıtlar gibidir. Üst üste gele gele karşı tarafı hiç göremez olursunuz.
İnsanlar ilişkilerinin doğasını anlamadan karşıdan karşıya iletişim kurmaya çalışır çoğu zaman. Fakat giden gelen mesajları gözlemleseler zaten nasıl bir köprü kurulduğunu anlayabilirler. Belki de tek yönlü kuruldu, belki de çok zayıf kuruldu, belki de çok yanlış beklentilerle kuruldu.. Böylece mesajlar hep hayal kırıklığı oluyor. Maalesef insanlar bu sürece en başından bakmaktansa karşıya zorla mesaj ileterek çözümler bulmak istiyor. Bu da bence bencilce.
Yazının sonuna geldiğimde hayatınıza dönüp bakmanızı tavsiye ederim. Bu dünyada kimlerle, nasıl ve neden ilişkiler kurdunuz veya kuruyorsunuz? Bu ilişkilerinizi nasıl kullanıyorsunuz? Farkında olmasak da ideallere uygun olmayan ilişkilerimiz oluyor. Kendinize karşı dürüst olursanız ve içinizde art niyetler beslemiyorsanız, en azından ilişkiyi bozan veya hor kullanan veya menfaati için faydalanan kişi olmama ihtimaliniz yükselir. Benim okuyanlarla çoğunlukla tek yönlü bir ilişkim var. Sizlere yeni fikirler katabilmek adına yazıyorum. İlişkimizi koparmayalım lütfen :D Bir sonraki yazıda görüşmek üzere :)
Bir yorum yazabilirsiniz