Tarih boyunca insanlığı çokça ilgilendiren bir konudur toplumlar. Çünkü toplum dediğimiz insanlara özgü bir kavramdır ve aslında insanların bir araya gelmesi ile oluşur. Hayvanlar sürüler halinde bir arada bulunurlar genelde. En gelişmişleri içlerinde bazılarına görevler verebilir ama adaleti sağlama ekonomiyi yoluna koyma gibi süreçleri işletmeye girişmez ve zaten girişemez de. Bu yazıda çok sayıda filozofun da üzerine düşünüp yazdığı toplum üzerine biraz düşüneceğim. Sonra da bir toplum neden çöker sorusunu inceleyeceğim. Yazının sonunda bir önerim olmamakla beraber, ki bu konu benim öneride bulunamayacağım kadar büyük, günümüz dünyasını biraz anlamış oluruz diye düşünüyorum.
Dediğim gibi bu soruyu filozoflar düşünmüş yazmış, youtuber 'lar da düşünmüş kaydetmiş. Ben kendi bakış açımla kendi ideal toplumumu bulmaya çalışacağım. Ama bunun için önce bazı sorular sormam lazım. Küçük yapboz parçalarını birleştirmem lazım. İlk soru, toplum nedir?
İlk bakışta, maddi ve / veya manevi çıkarlar bütünü etrafında toplanan ve bu çıkarları koruyan insanların oluşturduğu birliktir diyebilirim sanırım. Burada çıkarlar kelimesine dikkat etmek gerekiyor, yazının ilerisinde tekrar değineceğim. Mesela bir toplum kaç kişiden başlar? 2? 3? 50? 1000? Bu garip bir soru tabi ki. Ama sorma amacım şu: Ne zaman, hangi koşullar sağlandığında toplum diyeceğiniz yapı oluşur? Mesela bir Afrika kabilesine toplum demezsiniz. Bir köyde yaşayan insanlara da toplum demezsiniz. Peki mesela bir şehirde yaşayan insanlara toplum der miyiz? Bir ülkeyi toptan ele alırsak toplum der miyiz?
Şu aşamada fark edeceğiniz gibi konu sadece sayı değil. Bunun yanında birliktelik de gerekiyor. Bu insanların birlikte yaşayabiliyor olmaları gerekiyor. Birlikte olmak için sebeplerinin olması gerekiyor. Mesela bulundukları şehri teknolojik olarak geliştirmek gibi bir amaçları olabilir. Veya sadece birbirlerine ihtiyaç duyuyor olabilirler. Birileri tarlada ürün üretirken diğerleri onlar için makine üretiyor olabilir. Yani ortak bir amaçları da olabilir, ortak ihtiyaçları da olabilir.
Zaten muhtemelen konu üzerine düşünenler toplumları fonksiyonlarına veya yapılarına göre çoktan gruplandırmıştır bile. Ama etiketlemelere girmenin bence bir faydası yok. Sonuçta ortada bir dinamik var. Dediğim gibi ortada ya amaç yada ihtiyaç oluyor, ki bu da son derece normal. Ama sonunda ortaya çıkan toplum normal olmayabiliyor. Mesela barbar bir toplumun amacı her yeri ele geçirmek, zorbalık yaparak kendi refahını arttırmak olabilir. Bu da bir toplumdur değil mi? Şu anda konu iyi veya kötü toplum nedir sorusu değil. Sonuçta onları bir arada tutan bir amaçlar bütünü olabiliyor. İhtiyaçlar söz konusu olduğunda kötü niyetli ihtiyaç olması pek mantıklı olmadığı için o konuda pek sorun yok. Yiyecek üretenler ve makine üretenlerin birbirine ihtiyaç duyması gibi bir durumda kötü bir amaç olması beklenemez.
Peki toplum iyi veya kötüdür belki ama bir toplumu ayakta tutan nedir? Yukarıda bir tanım yapmıştım ve maddi ve / veya manevi çıkarlar bütünü üzerinde anlaşan ve bunları yürürlükte kılan insanların bütünüdür demiştim. İşte bu çıkarları ayakta tuttukça toplum ayakta durabiliyor. Yani aslında bu biraz bencilce oluyor sanki. Biz tekrar amaç ve ihtiyaç penceresinden bakalım duruma. Toplumda herkes diğerinin ihtiyacını gideriyorsa herkesin birbirine de ihtiyacı oluyor. Bu yüzden kimse diğerinin rahatına, işine veya hayatına kastetmiyor. Herkes kendi çıkarını gözetiyor aslında. Bu da bencilce olsa bile anlaşılabilir bir anlaşma. Peki ihtiyaç değil de ortak bir amaçları varsa? Bu amaç her bireyde var olduğu sürece, yada en azından yarısından fazlasında var olduğu sürece, o toplumda bireyler diğerlerine dokunmuyor. Sonuçta çoğunluk aynı amaca doğru hareket ediyor, aynı amaç için yaşıyor, aynı amacı gözetiyor. Bu amacı kaybettiğinizde toplum manen yok olmuş oluyor.
Çökmek dediğimiz insanların sağa sola dağılması mı sadece? Hayır değil. İhtiyaçlar üzerine bir araya gelmişseniz evet, insanlar birbirlerinin ihtiyaçlarını gideremez hale geldiğinde dağılırlar ve kendilerine yeni bir yer ararlar. Ama amaçlar doğrultusunda bir arada duruyorsanız, toplumda amaca olan inancı söndürdüğünüz zaman sadece bir arada duran ve birbirleri için birşey ifade etmeyen insanlar yığınına dönüşüyorsunuz. Hatta bir toplum kendi kendini de çökertebilir. Kendi ihtiyacını gören kişilerle husumet yaşayıp onları yok edersen toplumun işleyişi aksamaya başlar. İnsanlar bu kadar aptal olabilir mi diye sormayın, cevabımı beğenmezsiniz :) Belli bir amacı olan toplumlarda da birileri çıkıp, iyi veya kötü niyetli olarak başkalarının motivasyonlarını etkilerse veya ortak amacı beğenmezse, yeterli güce ulaştığında toplumu söndürebilir.
Toplum nedir, nasıl oluşur ve nasıl yürür sorusu üzerinde çok konuşulabilir ve fikirler üretilebilir tabi ki. Ama esas sorun şurada: Şu veya bu şekilde bir araya gelmiş olan bir toplum neden çöker? Yani bir ihtiyaç toplumunda insanlar neden aptallık eder? Bir amaç toplumunda birileri çıkıp neden amacı yok etmeye çalışır veya amaç kendiliğinden ortadan kaybolur? Burada garip bir tutarsızlık var. Muhtemelen toplum kavramı düşündüğümden daha karmaşık ve iç içe geçmiş elementlerden oluşuyor. Ama yine de ben basit bir ipucu ile bu konuda bir yere varabileceğimi düşünüyorum.
Covid zamanında insanlar maske takmaya başlamıştı. Biraz da bilgisizliğimiz yüzünden maskeyi kendimiz için taktığımızı düşünüyorduk. Aslında maske sayesinde ağzımızdan çıkıp havaya karışacak olan virüsleri engellemeye çalışıyorduk. Yani başkalarını koruyorduk. Fakat bunu umursamayan çok insan oldu. Kendisinden başkası için parmağını bile kıpırdatmayan milyonlar türedi. Şimdi bunun konu ile ne alakası var diyeceksiniz.
Başta söylediğim gibi hayvanlarda toplum kavramı yok. O kadar sosyal değiller çünkü. Bu da muhtemelen beyin gelişmişliği ile alakalıdır. Biz insanlar neyin ne olduğunu biliyor ve ayırt edebiliyoruz. Başka insanlarla yaşamanın kurallarını geliştiriyor ve bunlara uyabiliyoruz. Başka insanlarla bir araya gelince ihtiyaçlarımızın karşılandığının ve başka insanlarla aynı amaçları güdebildiğimizin farkındayız. Ama gel gör ki, saçmalamaya da çok açığız.
Covid zamanında normalleşme dönemine geçilirken insanların normal olmadığından bahsetmiştim. Günümüz dünyası bireyselcilik adı altında bencillik, vurdumduymazlık ve narsistlik karışımı bir tür türetti. Bireyselcilik kavramından kimin ne anladığını bilmiyorum. Hatta çok mantıklı bir kavram olduğunu da düşünmüyorum. Beraber yaşayamayan canlı türüne ne denir onu da bilmiyorum! İnsanların bu garip yüzyıl tarzı kişiliği onları gözleri kör gibi hatalar yapmaya da itiyor. Mesela gerçekten birileri sırf kendi ihtiyacı görülüyor diye toplumda başka kişilere savaş açabiliyor veya onları baskılamaya çalışabiliyor. Hatta ihtiyaç toplumunu bir arada tutan dinamiklerden bile habersizmiş gibi, sadece kendi isteklerine odaklanıyor, başkaları için ürettiği faydayı umursamamaya ve tembelliğe başlıyor. Herkes böyle davranırsa toplum çöküyor tabi.
Dünyanın gelişmişliği ve küreselleşme, ihtiyaç toplumundan çok amaç toplumlarına yol açtı. Bu da bireyselleşmeyi körükledi. Yani tarlada birilerinin üretim yapması ve birilerinin onlara makine sağlaması gibi basit dinamiklerimiz pek yok artık. Ortak amaçlarımız var. Yada var mı? Artık herkesin kendi bireysel çıkarı ve amacı var. Hatta daha da ilerisi, etrafında kendisi gibi amaçları olmayanları baskılama veya yok etme güdüleri de var. Eğer buna gücü yetmiyorsa zaten kendini herhangi bir topluma ait hissetmiyor. Daha da ötesi birçoklarının hayatta keyiflerini ve çıkarlarını öncelemekten başka bir amacı bile yok. Bu yüzden insan yığını halinde yaşayan ve aslında toplum gibi hareket edemeyen ruhsuz popülasyonlar var.
İyi veya kötü niyetli bir toplumu bozan şey bireylerin hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için sözünü unutmalarıdır aslında. Şimdi şunu sorabilirsiniz: Barbar bir toplumda birileri çıkıp biz neden barbarız diye sorgulamasın mı? Tabi ki sorgulasın. Burada sadece toplumların bireyselcilik ile çökebileceğini söylüyorum. Peki her insan kendini toplum için bir köle durumuna getirip değersiz bir objeye mi dönüştürmeli? Tabi ki hayır. Dediğim gibi amacım toplum nasıl olmalı veya iyi toplum nasıl olur sorularını sormak değil.
Yine de kendimce bir ideal toplum düşüncem var tabi. Maddi ve / veya manevi çıkar demiştik ya, en temel çıkarımız ne olabilir diye düşünüyorum. İnsanüstü bir çıkar olabilir mesela. Seni dünyaya gönderen tanrı tek başına hayatta kalamayacağını biliyor ve senden diğerleri ile insan gibi geçinebilmeni bekliyor. Hatta toplum dediğimiz yapıyı büyük bir insan gibi de düşünebiliriz, organları ve varoluş amacı ile bir insan. İdeal toplumda her birey topluma ait bir DNA taşıyor gibi büyük organizmanın bir parçasını (insanlığı) taşır. İdeal insan da hem zarar vermeyi düşünmeyen, zarar vermekten kaçınan, hem de kendisinden başkası için de fayda üretmeye çalışandır. Bu sayede hem dünyada hem de inandığı öteki hayatta insan huzur bulabilir. Hem ihtiyaç hem amaç bir arada yani.
İnsanoğlu ister istemez faydacı bir varlıktır. Yada en azından zarardan kaçınmak zorundadır da diyebiliriz. Bu bireysel istek fazla öne çıktığında ve diğerlerinin faydasının önüne geçtiğinde, toplum yapısı sarsılmaya başlar. Bu çıkarımımı her türlü topluluğa uygulayabiliriz. İster iyiliği önceleyen bir toplum olsun ister kötülüğü öncelesin, bu dinamik bence aynıdır. Dünya dediğimiz de toplumlar toplumlar toplumudur zaten. Hani devletler arası sadece çıkar ilişkisi olur diyorsunuz ya, aslında dünyada hiçbir dönem huzur olmayacak demiş oluyorsunuz.
Bu arada inanç toplumu diye birşey de var, farkındayım. İnsanlar sadece amaç veya ihtiyaç yüzünden değil, inançları ortak olduğu için de bir araya gelebiliyor. Ama orada yumurta tavuk ilişkisi gibi bir durum oluşuyor. İnançlar toplumun nasıl olması gerektiğini söylüyor zaten. Yani sırf aynı dine mensup olduğu için bir araya gelmiyor insanlar genelde. Dinini yaymak veya dininin gereğini yerine getirmek için yanına yoldaş arıyor. Bu da bir amaçtır aslında. Veya bir komünist olsanız, beraber komünizmi savunacak insanlar arayabilirsiniz. Yine bir amacınız olur günün sonunda.
Sonuçta birçok şeyde olduğu gibi toplumları da oluşturmak zor ve yıkmak kolaydır. Beraber yaşayabilmek zor maalesef. Aslında o kadar zor değil de bir zorlaştırıyoruz. Bu dünyada senden başka insanlar da var ve herkesin herkese ihtiyacı var. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.
Bir yorum yazabilirsiniz