Idiocracy gerçek olamaz

2006 yılında yapılmış "Idiocracy" isimli bir film var. Filme göre gelecekte bir noktada insanlar son derece aptallaşmış ve hatta bu bir norm haline gelmiş. Bu yazıyı anlamak için filmi izlemek zorunda değilsiniz çünkü birkaç noktada özetini geçmiş olacağım zaten. Sonra da neden bu filmdeki gibi aptalların çoğaldığı bir dünyanın mümkün olamayacağını anlatacağım. Böylece dünyadaki durumun çok daha ciddi olduğunu ve bunu düzeltmek için kısıtlı zamanımız olduğunu belirterek yazıyı bitireceğim.

Film aslında kara komedi ama aynı zamanda çok yerinde çıkarımları da var. Film temelde aptal insanlar çoğalmaya devam ederse insanlığın nasıl bir sona doğru gideceğini göstermeye çalışıyor. Bu film için birçok insan bir uyarı ve hatta belgesel gibi yorumlar yapmaya başladı. Filmde ortalama altı sayılacak bir erkek başrolümüz ve bir kadın var. Bu ikisi bir askeri deney amacıyla donduruluyor fakat aksilikler yüzünden orada unutuluyorlar. Bu yüzden uzun yıllar sonra dünyada aptalların çoğaldığı dönemde uyanıyorlar. Normalde ortalama altı olan bu iki kişi bu dünyada çok zeki insanlar gibi öne çıkıyorlar ve işler garip ve komik şekilde ilerliyor. Filmin genel konusu bu şekilde. Biraz da benim hoşuma giden bazı detayları yazayım.

Güzel detaylar

Bizim ortalama adamımız gelecekte uyandığında dünyanın koca bir çöplüğe dönüştüğünü görüyor. Çöp dağlarının oluştuğunu ve çöp taşımanın başlı başına bir iş olduğunu görüyor. Hatta filme göre insanlar "dünyayı kirletmeme" anlayışını çoktan terk etmişler. Yani çöp biriktirmek aptallığın bir göstergesi olarak görünüyor.

Ortalama zekalı adam bu dünyada zorlanıyor çünkü ortada çok fazla bir düzen kalmamış oluyor. İnsanlar düzgün çalışamıyor ve meslekler de çoğunlukla makinelere veya kılavuzlara devredilmiş durumda. Mesela adam bir hastaneye gidiyor ve hemşire adamın şikayetlerine göre tuşlara basarak teşhis almaya çalışıyor. Yani uzmanlıklar kalmamış ve makineler devralmış. Ne düşündüğünüzü biliyorum, yapay zeka değil mi?

Bu filmde bir bakış açısı daha var. Cinsellik içeren şeyler komik olarak algılanıyor ve insanlığın hayatında büyük bir yer kaplıyor. Mesela insanların sinemada bir popoyu izlediğini ve gaz çıkarma seslerine güldüğünü görüyoruz. Seks işçileri ve işçiliği ise neredeyse her köşe başında görünüyor. Yani beyin ve üreme organı yer değiştirmiş gibi.

Filmde beni çok güldüren bir söz vardı. "Ama içinde elektrolitler var". Bunu açıklayayım. Filmde insanlar suyu nasıl kullanacaklarını unutmuşlar ve insanın kanındaki elektrolit dengesini sağlaması için yeni bir içecek icat etmişler. Bu içecek ile tarlada meyve sebze yetiştirmeye çalışıyorlar ama başarısız oluyorlar tabi. Su sadece tuvalette kullanılan bir kaynak gibi görünüyor. Bizim ortalama zekaya sahip adamımız suyun içilen birşey olduğunu, insanın ihtiyaç duyduğu birşey olduğunu ve icat ettikleri sıvının gereksiz olduğunu söylüyor. Karşısındaki hükümet görevlisi de "ama bunun içinde elektrolitler var" diyor. Yani aslında film size kullanmadığınız bilgi ve yetenekleri kaybedeceğinizi ifade ediyor. Ne düşündüğünüzü biliyorum, yapay zeka değil mi?

Filmde garip bir şekilde teknolojiye aşırı bağımlılık var. İnsanlar karmaşık işleri yapamayacak hale geldiği için barkod gibi birşeyle damgalanıyorlar ve onları sürekli takip edecek sistemler var. Bence bu çok yerinde bir görüş. Kendi yeteneklerinizden vazgeçecekseniz, onları sizin yerinize yerine getirecek icatlara ihtiyaç duyarsınız. Tabi o icatların da bakımını yapabiliyor olmanız gerekir. Ne düşündüğünüzü biliyorum, yapay zeka değil mi?

Bu detaylar filmde dikkatimi çekmişti. Filmde bir de Amerika başkanımız var ve bizim ortalama adamı kendisi için tehdit gibi görüyor. Filmde garip ve komik şeyler oluyor tabi ama aslında filmin amacı bir uyarı mahiyeti taşıması değil. Bazı gerçeklerden yola çıkarak eğlence amaçlı bazı çıkarımlar yapılmış. Fakat günümüzde o gerçeklerin göz ardı edilen gerçek sonuçlarına doğru yol alıyoruz. Bugün dünyadaki durumun daha kötü olduğunu belirtmiştim. Fakat bunu açıklamam önce için bu filmdeki gibi bir dünyanın neden imkansız olduğunu açıklamam gerekir.

Tehlike çanları

Her şeyden önce insanlığın kullandığı ve mecbur olduğu doğal kaynaklar sınırsız değil. Aptal bile olsan sürekli üremeye devam edip sonsuz kaynakla yaşayabileceğini düşünemezsin. Mesela sürekli çöp biriktiremezsin çünkü ekolojik dengeleri bozarsın. Sürekli artan insan sayısı için sınırsız su kaynağı da bulamazsın. Dünyadaki her yer aynı seviyede yaşanabilir de değil. Bu yüzden milyarlarca insan için kaynak dağıtımına ve depolamasına da ihtiyacın olur.

Filmde makineler insanlara her konuda yardım ediyor. Makine üretmek ve bakımını yapmak da insan zekası gerektirir. Aynı zamanda hem aptallaşıp hem de yeni cihazlar icat edemezsin. Hani "ama içinde elektrolitler var" sözünün ifade ettiği gibi, insanlar kullanışlı şeyleri unutup kullanışsız şeyler icat etmeye başlarlar. Ne düşündüğünüzü biliyorum, yapay zeka değil mi? :)

Buradaki soru şu: Yapay zeka bizi daha aptal mı yapacak yoksa daha zeki mi? Eğer bilginizi geliştirme yönünde kullanırsanız kazanırsınız, kolaya kaçma ve sorumluluklarınızı devretme yolunda kullanırsanız kaybedersiniz. Neyi mi kaybedersiniz? Birşeyleri yapabilme kapasitenizi kaybedersiniz. Kullanılmayan her organ gibi beyninizi köreltirsiniz. Bu kavramı insanlar günümüzde "brain rot" yani "çürüyen beyin" olarak ifade etmeye başladılar.

Ama en garip gerçek de şudur bence: Bizler yapay zekanın yönettiği bir dünyada yaşayamayız. Bizim dünyamız çok fazla bağlantılı sistemler üzerine kurulu. Hatta yapay zeka da insanların zekasını işleme koymasının sonuçlarından birisi. Aslında her gün daha fazla bilgi ile beslenebildiğimiz için ortalamada daha bilgili oluyoruz. Ama gel gör ki bilgiyi kullanacak aklımız olmadığında yıkıcı olmaya başlıyoruz.

Nahoş gerçekler

Yaklaşık son 40 yıldır, birileri dünyayı nüfus krizi ve küresel ısınma konusunda uyarıyor. Bir yandan da demokrasi kavramı tehlikede ve insan hayatının değeri giderek düşüyor. Gelir uçurumları ve yapay zeka kaynaklı beyin çürümesi en güncel problemlerimiz olarak görünüyor. Bu sorunları en güncel ve en ciddi sorunlar olarak ele alırsak aslında Idiocracy 'deki dünyanın neden gerçek olamayacağını görüyoruz. İnsanoğlu sürdürülebilir yollar yerine yıkıcı yolları tercih ediyor. Çünkü filmdeki kurgusal dünyada bile iyi kötü işleyen bir düzen olmak zorunda.

Bu büyük sorunlara bir bakalım. Bir grup insan dünyanın fazla kalabalıklaştığını ve kaynakların yeterli olmadığını söylüyor. Ama çok az insan sürdürülebilir teknolojilere yönelmemiz gerektiğini dile getiriyor. Sürdürülebilirliği pazarlayanlar ise genelde bu kelimeden para kazanmak isteyen büyük şirketler oluyor. Bazıları ise doğal seleksiyon ile birilerinin elenmesi gerektiğini savunuyor. Bence insanları hayvan yerine koymak pek mantıklı değil ama öyle bile olsa, doğal seleksiyon zenginleri kayırıyor bugünlerde. Yani bu sorun gerçek bir çözüm önerisi olmayan gerçek bir sorun olarak duruyor.

Küresel ısınma da ayrıca bir sorun. Bazı bunun doğal bir evre olduğunu söylüyorlar ve bunu neye dayandırdıklarını bilmiyorum. Her yıl daha fazla ve daha güçlü olağanüstü hava olayları yaşanıyor. Bu konuda insanlar ne yapıyor? Amerika, Çin ve muhtemelen Rusya ve Hindistan bu soruna en büyük katkıyı yapıyor ama yavaşlamaya hiç niyetleri yok görünüşe göre. Çünkü emperyalizm yarışında geriye düşmek istemiyorlar. Yani bu sorun da gerçek biz çözüm eylemi olmayan gerçek bir sorun.

Peki demokrasi? Bu yüzyılda kimsenin umurunda değil gibi. İnsanlar eşitlikten çok ayrıcalık arıyorlar. Bu yüzden otokrasilere veya tiranlık rejimlerine karşı sesler cılız çıkıyor. Ayrıca sözde demokratik ülkeler bile gerçekten insanların faydasını önceleyemiyor gibi görünüyor. Yani kimse insan hayatını veya haklarını önemsiyor mu emin değilim? Önemseyen insanların var olduğunu biliyorum ama şu sözü çok severim: Bir şişe mürekkebe güç yetirmek için bir deniz olmalısın.

Peki gelir uçurumları ne olacak? Herkes bu sorunun farkında ama çok az kişi bunu düzeltme niyetinde. Çünkü sistemden faydalanmak genellikle sistemi düzeltmeye çalışmaktan daha kolay oluyor. Çıkıp servet vergisinden veya yozlaşmış hükümetlerden bahsettiğinizde ise profesyonelce üretilmiş ve takibi mümkün olmayan yalanlarla karşı karşıya kalıyorsunuz. Hatta bence onlara sorsan fakirler ölsün diyerek doğal seleksiyona bağlayıp çıkacaklardır. Daha önce blogda bozuk ekonomik düzen konusunda yazmıştım

Yapay zekanın beyinleri çürütmesi ne olacak? İnsanlar giderek sorumluluklarından kaçınıyor ve yapay zekanın yetenekleri ile kendilerininkini takas ediyorlar. Bu yüzden sebep sonuç ilişkisi kurma veya analitik düşünme veya icat etme veya hayal etme gibi çok katmanlı yetenekleri kaybediyorlar. Bu sorunu bağıra bağıra dile getirenler var ama insanlar, genellikle de teknoloji üreticileri, bu sorunun abartıldığını ve geri kafalılar tarafından öne sürüldüğünü söylüyorlar.

Bütün bu durum size aptalca gelmiyor mu? Bu kadar teknoloji ve gelişmişlik ile sizce daha iyi bir dünyaya doğru gidiyor muyuz? Dünya nasıl oldu da dengesizler tarafından yönetilmeye başladı. Ama durun daha bitmedi. Dünyada yıkıcı sonuçları olacak başka sorunlar da var. İnsanoğlu mantıklı değerlendirip gerektiği yerde harekete geçme konusunda hiç başarılı değil, hatta konu kendisi bile olsa. Size birkaç sorundan daha bahsedeyim.

2. Dünya savaşından sonra Amerika uluslararası para birimi olarak kabul edildi ve altın karşılığında basıldığı için değeri stabil oluyordu. Daha sonra 1970 'li yıllarda Nixon altın ile doların bağlantısını kaldırdı ve dolara istediği değeri verebilme lüksünü elde etti. Bu da emperyalizm yolunda bir adımdı ve bütün dünyaya atılan bir kazıktı. Şimdi de dolardan bağımsız bir ekonomi için BRICS gibi fikirleri hayata geçirmeye çalışıyorlar. Bunun bir dünya savaşını ateşleyebileceği aşikar.

Altın da ayrı bir konu. Sağlam bir metal olması ve kültürel değer taşıması sebebi ile hayatımızda önemli bir yer tutuyor. Ama dünyadaki altın da sınırsız değil. 2040 veya 2050 yıllarında bilinen altın kaynaklarının çıkarılacağını ön görüyorlar. Eğer birileri altın madenciliğini çok daha efektif hale getirmezse sürekli yeni altın arzı olmayacak demektir. Böylece altının değeri çok artabilir ama buna sevinmeyin. Teknolojik cihazlarda da altın sıkça kullanılıyor. Bu durumda dünyada ne olur bir fikrim yok ama ülkelerin altın stoklaması diğerlerinin iştahını kabartacaktır. Yani yine savaş kokuları geliyor.

Petrolü de konuşalım. Günümüzde taşımacılık için fosil yatıklar kullanan araçlar kullanıyoruz. Plastik ve benzeri materyaller ise günlük hayatımızda çok büyük bir yer tutuyor. Tabi mikroplastik sorununu da üretiyoruz bir yandan. Ama petrol kaynakları da sonsuz değil hali ile. Eğer birileri devasa bir petrol rezervi bulmazsa (veya hal-i hazırda bilmiyorsa) 2050 yıllarında petrol de tükeniyor olabilir. O zamana kadar başka bir materyali bütün hayatımızda kullanabileceğimiz hale getirmemiz gerekiyor.

Farz edelim birileri fosil ürünlere ve altına karşı alternatifler geliştirdi. Bunlar için ciddi manada teknoloji ve insan bilgisi ve birikimi gerekmiyor mu? Birileri 1 günde çağ açan bir buluş yapmayacak ve dünya 1 günde yepyeni bir anlayışa geçemeyecek. Birilerinin çözüm önerisi varsa bile bütün dünyayı da mıknatıs gibi çekecektir. Bunun da pek barışçıl şekilde çözümlenmeyeceğini tahmin edebiliyoruz.

Tamam petrol ve altını boşverin ve 20 yıl boyunca icat edebildiğiniz herşeyi icat edin. Küresel ısınma yüzünden 20 yıl sonra cehennem gibi bir dünyada yaşıyor olacaksınız. Çok fazla toplu göçler ve sosyal sıkıntılar olacak. Mesela kafadan 3 milyar insanı yok edip nüfusu dengelemek mi istiyorsunuz. Buyurun nükleerleri kullanın ve iklimi daha da bozun. Bu sırada sizi kurtaracak icatları yapacak mühendisleri veya sizi hayatta tutacak doktorları da öldürün. Bu arada dünyadaki diğer süper güçleri de bu toplu katliama ikna etmeyi unutmayın...

Umut yok mu?

Yani demek istediğim, dünyanın gittiği yöne ve nasıl gittiğine bakarsak, bunun barışçıl bir şekilde düzeltilebilmesi mümkün görünmüyor. Ütopik bir iş birliğine ihtiyacımız var. Aslında iş birliği ütopik bir kavram değil ama insanoğlu bencil ve umursamaz olduğu için bu anlayışı kaybetti. Günümüz dünyası teknolojiye son derece bağımlı. İnsanlığın avcılık ve toplayıcılık zamanına geri dönmeyi düşünmüyorsanız, sağlık gereçleri, giyim ve tarım için eğitime ihtiyacınız var. Ama dünyada 9 milyar insan varken istediğiniz gibi Age of Empires oynayamazsınız. Kaçınılmaz bir şekilde kaotik olur herşey. Yani bir akarsuyun kenarında büyük bir tarım araziniz ve hayvanlarınız ve bunlara bakabilecek altyapını ve bilginiz yoksa sorununuz büyük olacaktır. Onu da geçtim, hava olaylarının çıkdırdığı ve teknolojik aletlerin kara borsaya düştüğü dünyada minimum hayati ihtiyaçlarınızı ve arazilerinizi nasıl koruyup kollayacaksınız? Zenginliğiniz size insani olarak kabul edilebilir bir hayat vermeyecek.

Görünüşe göre 2040 yılı dolaylarında işler kızışmaya başlayacak. 2050 'li yıllarda ise düzgün bir şekilde yaşanabilir bir dünyamız olmayacak. Kimse bu senaryoda avantajlı olmayacak. İyice materyalizm odaklı hale gelen dünya barışçıl bir şekilde yıkılmayacak veya stratejik bir şekilde küçülmeyecek. Eğer kaçırdığım bir nokta varsa lütfen söyleyin. Idiocracy isimli filmdeki gibi bir dünyaya doğru gidemeyiz bile. Çünkü çağımızın aptallığı fazlaca yıkıcı ve kör. Birileri bu konuya kafa yoruyordur değil mi? Size kötü bir haberim var. Bu sefer birileri yeterli olmayacak. Tarihsel açıdan bu hiç olmadı, en azından bildiğimiz tarih boyunca. Hiçbir zaman küresel ölçekte kaynakları tüketmedik. İklim hiçbir zaman bu kadar sıradışı ve acımasız değildi. Hiçbir zaman bu kadar kalabalık değildik ve teknolojimiz yıkıcı değildi. Bu koşullarda insanlığın kendini kurtarabileceğini sanmıyorum. Zengin olmak veya domine etmek gibi saçma sapan amaçlardan arınmış, küresel ölçekte bir işbirliğine ihtiyacımız var. Ama gel gelelim insanlar aleminde yaşıyoruz. Bence bir gün Idiocracy gibi bir film izler ve insanların aptal olduğunu düşünürseniz, dönüp yaşadığınız dünyaya da bir bakın derim. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.


Bir yorum yazabilirsiniz