Dünyada 2020 yılı dolaylarında Cancel Culture dediğimiz konu WOKE kültürünün de etkisi ile büyük bir konu olmuştu. Günümüzde hala bu anlayış yaşıyor ama fazla konuşulmuyor. Bence üzerinden 5 yıl geçmişken Cancel Culture 'ın yok olmuş veya biraz şekil değiştirmiş olması gerekirdi ama öyle olmadı. Bu da beni endişelendiriyor. O zamanlar blogda Clubhouse veya sosyal medya hakkında yazıyordum. Şimdi Cancel Culture hakkında yazmak için de sebebim var.
Cancel Culture şöyle birşey: Birşeyi duymaya veya görmeye dayanamıyorsun, ama ona mantıklı bir şekilde karşı çıkamıyorsun, çünkü genelde olayları ve fikirleri anlayıp değerlendirecek kapasiten bulunmuyor. Bu yüzden kitlenin gücünü arkana almaya çalışıyorsun ve o şeye karşı toplu öfke patlaması yönlendirmeye çalışıyorsun. Böylelikle o şeyi yeryüzünden yok etmek istiyorsun. Bu davranışı inceleyebiliriz.
Öncelikle buradaki Cancel yani kabaca iptal etme ne demek? Buradaki iptal birşeye karşı sesini yükseltmek değil, o şeyi yok etmek. O şey de genelde bir fikir veya davranıştan ziyade bir insan oluyor. Çünkü bir fikri veya davranış biçimini iptal etmek zor ve konuyu iyi anlamayı da gerektiriyor. Bunun yerine öfkelerini bir insanı iptal edip onu insan içine çıkamaz hale getirmeye yöneltiyorlar. Hatta bu onları için bir tatmin sebebi veya güç gösterisi. Yani bu iptal kültürü genelde insanlara karşı çalışıyor.
Bir de şu garip. Bir insan yukarıda tanımladığım iptal etme eylemini nasıl bir kültüre dönüştürebilir? Bir kültür oluşturmak zaman alan bir iş değil mi? Evet, ama günümüzde sosyal medya olduğu için trendlerde de olduğu gibi bir kültür çok hızlı oluşabiliyor. Sosyal medyaya kolayca manipüle edilebilir birçok insan var, narsist veya keyfine düşkün insan var, dar görüşlü insan var. Bunların hepsini topladığınızda yönlendirebileceğiniz bir öfkeli kalabalık bulmak çok zor değil zaten. Bu yüzden bu iptal kültürü de kısa sürede kıvılcımdan aleve dönüşebildi.
Esasında öfkeden beslenmeye çalışan bir insan hem kötü niyetlidir hem de genelde hiçbir konuda güvenilir bir bilgisi de yoktur. Bu iptalci tipler de kendi görüşlerine karşı bir argüman öne sürüldüğünde veya olağan dışı görünen ama normal birşeyden bahsedildiğinde, o şeyin ne olduğunu anlamaya çalışmazlar bile. Onlar birşeyi beğenmediyse o şey yer yüzünden yok olmalı ve onlar da kendilerini muzaffer hissetmelidirler. Dikkat edin, vicdanı rahat değil, muzaffer. Yani aslında kötü şeylere karşı çıkalım iyi şeyleri savunalım gibi bir amaçları yoktur.
Eğer bu iptal kültürü anlamlı veya üretken birşey olsaydı, insanlara değil büyük resime odaklanırdı. Bir insanın ağzından 1 yanlış çıkmış olabilir. Ama bu direkt olarak onu tamamen kötü yapmayabilir., kişiye biraz daha bütüncül bakmak gerekir. Ama bir kişinin gerçekten yanlış davranışları ve fikirleri görülüyorsa karşısında fikirleri olan ve sesini çıkaran insanlar olarak toplanabilirsiniz. İptal kültürü böyle değil, kendine bir kurban seçiyor ve cadı avı başlatıyor. Bu da birçok insana "ben de iptal olurum" şeklinde bir korku salıyor. Böylece yapıcı ve faydalı fikirlerin de sesi kısılmış oluyor.
Troller de Türkiye 'den çok iyi bildiğimiz üzere iptal kültürünün bir parçası. Çünkü insanlara karşı itibar suikastına alet oluyorlar. Ama troller özelinde şunu söyleyebilirim. Trol olma kavramı insanoğlunun aklını fikrini ve omurgasını yitirmiş olmasının bir sonucudur. Onlar dijital suikastçılar ve paralı yalancılardır. Gerçi yakında onların yerini de yapay zekanın alması muhtemel. Trol dediğin fikir de yürütemez çünkü, kendilerine verilen zehri yayan parazitlerdir. Tabi ki genelde kitleleri sürükleme özellikleri olmadığı için, iptal kültürüne göre daha az tehlikeli olduklarını düşünebiliriz.
Yani birşeyi gerçekten iptal etmeli miyiz? İptal edilecek şeyler var ama yöntem farklı. Mesela Amerika emperyalizmine, İsrail zulmüne veya Rus yayılmacılığına karşı çıkmalıyız. Ama bunlar bir iki kişi ile sınırlı olmayan büyük yapılar. Bu yüzden sosyal medyada öfke oluşturarak bunları iptal etmeye çalışmanın faydası yok. Esasında daha organize bir şekilde ses çıkarıp küçük de olsa adımlar atmak gerekiyor. Dünyada yeterince öfkeli insan ve yıkım var zaten.
İnsanoğlu genelde rahatlık ve tembellik faktörleri ile hayatta olaylara karşı dar bakış açısını tercih ediyor. Bu ilerledikçe daha bilgisiz ama bir o kadar da kendine güvenen kişileri meydana getiriyor. Böyle insanlar da Cancel Culture gibi bir yaklaşımı çok seviyor. Bir taşla 3 kuş: Kendi bilgisizliklerini gizliyorlar ve ezici güç olabilmekten dolayı tatmin oluyorlar ve kendileri yükselemeyecekleri için başkalarını aşağı çekebilmiş oluyorlar. Bu kadar parazitik ve yıkıcı bir davranışın hala günümüzde yer edinebiliyor olması beni endişelendiriyor. Cancel Culture sonucunda intihar eden çok insan var. Kötü şeylere karşı çıkmak ve bunu da daha çok bilgi ile daha organize bir şekilde yapıyor olsak çok daha iyi olurdu. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.
Bir yorum yazabilirsiniz