Kazmak yada kazmamak yada kazamamak

Bu yazı uzunca ve acımasız olacak, ama size karşı değil. Aşağıdaki resim üzerine yazacağım. Yıllar önce resimde imzası da bulunan DUM lakaplı birisi tarafından hazırlanmış bu resim. Ben de yakın zamanda bu resimle ilgili bir video izledim. Siz de izleyebilirsiniz, videoya bazı referanslarım olacak ama esasında yapmak istediğim bu konunun derinlerine inmek. Peki konu nedir? Bu resim gerçekçi midir?

Eminim bu resmin sahibi iyi niyetlidir ve insanlara hayallerinin peşinden koşmaları için ilham vermek veya onlara moral destek sağlamak amacı ile hazırlamıştır. Kendisine sorsanız muhtemelen "Hayallerine çok yakın olabilirsin" mesajı vermek istemiştir. Yanına biraz da kaçırma korkusu (FOMO - fear of missing out) eklemiş olabilir. Bu resim bazı insanlara gaz verebilir belki ama çoğunluk farklı düşünecektir. Ben de bu konuda 2 farklı açıdan bakmaya çalışacağım. Hem felsefi hem de gerçekçi olmaya çalışacağım. Önce Sokrates gibi sorgulayacağım. Sonra da gerçek insanların yaşadığı gerçek sorunlardan bahsedeceğim. İkinci kısım acımasız olacak.

Biraz düşünelim

Bu resime ilk baktığımızda ne görüyoruz? Herşeyden önce bu resim herşeyi gören göz olarak bakıyor. Resimde biraz yaşlanmış bir adamın hazine bulmadan bir adım önce vazgeçtiğini ve yorulmuş göründüğünü fark ediyoruz. Ayrıca hayal kırıklığına da uğramış görünüyor. Belki 1 kere daha kazma ile vursa hayallerinin ötesinde zengin olacak. Tabi yaşayan her insanın hayali çok zengin olmak olmamalı ama şimdilik insanoğlunun dar görüşlülüğünü sorgulamayalım. Resimde bir de daha genç görünen ve iştahla kazmakta olan bir kişi daha görünüyor. Bu kişi hazineye ulaşacakmış hissi veriyor. Bunların hepsini büyük resmi görebildiğimiz için biliyoruz. Şimdi yorgun adamın tarafından bakalım.

Bu adam muhtemelen uzun bir süredir kazıyordu. Belki 1 yıldır belki 50 yıldır kazıyor olabilir, bunu bilmiyoruz. Bu yolda ne kadar çok veya nelerden feragat ettiğini de bilmiyoruz. Kendisi de herhangi bir sonuca yakın olup olmadığını bilmiyor. Kazarak, değil hazine bulmak, değerli birşey bulacağını bile bilmiyor. Bildiği tek şey uzun zamandır kazıyor olduğu gerçeği. Ama kazmak demek zaman ve enerji harcamak demek, ki bu da para olarak karşılık bulur. Yani muhtemelen ilk feragat ettiği şey paradır ama işin maddi yanını sonraya bırakalım.

Üstteki adamı resimden çıkardığınızda aslında resmin verdiği esas mesaj yine aynı kalıyor. Yukarıdaki kazıcı çok iştahlı görünüyor. Bu da bir başkasının hayale ulaşma ihtimalinin daha yüksek olabileceğine işaret ediyor. Böylece FOMO 'ya düşüyorsunuz ve aşağıdaki kişi kazmaya devam etmek zorunda kalıyor veya öyle hissediyor. Üstteki kazıcı da 100 kazma darbesinden sonra yorulabilir veya umudunu kaybedebilir ama resim onu göstermiyor. Yani asla durmamalısınız çünkü çok yakın olabilirsiniz ve başkaları iştahla geliyor olabilir. Aslında yorgun adam başkalarının kazdığını bilmiyor bile ama bunu böyle varsayıyor olmalı. Birgün yorulup vazgeçtiğinde başkası hazine bulduğunda bu aydınlanmayı yaşayabilir. Bu mantalite, yani gözünü kapatıp bir yola inanmak, sizce mantıklı mı? Kazacak başka tüneller olamaz mı? Bir yola çıktınız diye ne olursa olsun dönmemeniz gerekir diye bir anlam mı çıkarmalıyız. Bu resime göre evet. Aldığımız mesaja göre "kazmak size ödülü garanti etmektedir".

Ayrıca, bir hayal veya hedef aynı şeyler midir? Hedef genellikle adım adım taşlarını döşeyebildiğiniz belli bir noktadır. Büyük bir hedefe küçük ve istikrarlı adımlarla ilerlenebilir. Ama bir hayal genelde sıra dışı koşulların aynı anda bir araya gelmiş olmasıdır. O noktaya nasıl ulaşacağınızı tam olarak bilemeyebilirsiniz. Farklı yollar denersiniz. Oraya varmanın ne kadar süreceğinden emin olamazsınız. Oraya varacağınızın bir garantisi yoktur. Hayal dediğiniz şey uçuk birşey de olabilir. Yani bu resim planlanabilir bir hedeften ziyade hayallerle ilgili gibi görünüyor. Biz de yorgun adamın yetersiz bilgi üzerinden yaptığı hesaplamayı yargılıyoruz. Bu adil değil.

Ayrıca teknik olarak kazmanın karşılığında hazine bulacağınızı bilemezsiniz. Dinozor kemikleri de bulabilirsiniz. Evet resim aslında mecazi anlam taşıyor bunu biliyorum ama gerçek hayatta hayallerimize ulaştığımız noktada farklı şartlar devreye girebilir. Hayat karmaşık bir olgu ve insanoğlu da karmaşık bir yaratık. Ama konuyu dağıtmamak adına hayallerinizin size büyük birşey getireceğini varsayabiliriz. Tabi ki ilerlemenin anahtarı motivasyondur. Ama ilerleme veya sebat size bir sonuç veya iyi bir sonuç garanti etmez. Baktığımız resimde artist hazineyi oraya koymuş diye orada. Bu hayatta kazmak size her zaman hazine vaat etmez. Ama dediğim gibi, hayallerimizin bizi mutlu edeceğini varsayabiliriz. Aksi takdirde iş olsun diye kazıyor olmak mantık dışı olurdu zaten.

Youtube videosunun sonunda "yukarıdaki adam sadece kazmaya hevesli olduğu için hazine buluyor olabilir" anlamında bir söz söylüyor. Ama iyi de resmi çizen kişi oraya hazine koydu :D Yani sırf kazmaya hevesli birisinin hazineye ulaşacağına gerçek hayatta inanmamız biraz güç. Hadi yola çıkalım da belki yolumuz denize çıkar falan diyebiliyor muyuz? Sonunda ne elde edebileceğiniz ile ilgili hiçbir bilginiz yokken durduk yere kazmaya başlamazsınız. İnsanların Sisifos gibi davranmalarını bekleyemezsiniz. Yani kaderimiz hiçbir sonuç beklemeden kazıp durmak ise bunu kabul edip mutlu mu olmalıyız? Kapitalizm bunu önerir sanırım.

Zamanında blogda inanmak üzerine bir yazı yazmıştım ve insanların çoğunlukla istatistiklerle düşündüğünden bahsetmiştim. Yorgun adamın perspektifinden baktığımızda o noktaya kadar verdiği emeği ve yolu düşünmüş ve hazine bulamayacağına veya bulsa bile bunun anlamının kalmayacağına karar vermiş olmalı. Çünkü hayatı ile hayalleri arasında bir alış veriş gerçekleşmiştir. Bu noktada daha gerçekçi açılardan yazmaya başlamalıyım. Zaten bir resim üzerinden felsefi sorgulamalar pek üretken de olmayacaktır. Bir yandan da bir artistin sanatına hakaret ediyormuş gibi oluyorum ama amacım bu değil tabi.

Gerçeklere dönelim

Şunu tekrar ederek başlayayım. Kazmak zaman ve emek gerektirir. Gerçek hayatta da bu kombinasyon için paraya ihtiyaç duyarsınız. Yani daha en başta yorgun adamı yargılarken onun ne kadar maddi kaybı olduğunu bilmiyoruz. Belki de bütün servetini kaybetti bu yolda. Belki de 50 yıl kazdı ve artık 80 yaşında güçlükle yürüyebilen bir ihtiyara dönüştü. Belki haftaiçi 8-5 çalışırken hafta sonları da kazmakla uğraştı ve sağlığından oldu. Ne elde edebileceği veya ne kadar yakın olduğu ile ilgili hiçbir ipucu yok ise verilen ödünler bir noktadan sonra mantıksal olarak kabul edilemez noktaya varacaktır. Belki karşınıza "enerji - zaman - para" tablosu çıkmıştır. Üçüne birden sahip olamıyoruz günümüz saçma dünyasında.

İzlediğim videoda bir de atlet örneği var. Tam sayıları hatırlamıyorum ama mealen zamanında 100 metreyi 10 saniyede koşmak gibi bir başarı elde eden bir atlet olmuş. Bu kişi bunu başarana kadar o sürede o mesafenin koşulmasının imkansız olduğu düşünülüyormuş. Fakat bir kişi o sürede o mesafeyi koşunca başkalarının da bunu "ulaşılabilir" bir hedef olarak gördüğünü ve bu yola düştüğünü ve hatta daha ileri götürdüğünü söylüyor. Ama gerçek hayatta, idealde, bir hayale sahip olmak için başkalarının onu elde etmiş olmasını beklemez ve onları kopyalamazsınız. Yani az da olsa özgün bir hayalinizin olması gerekir. Ama burada yargılayıcı olmayacağım. Eğer bir hayal edinmek için başkalarının elde ettiği şeylerden örnek almak istiyorsanız, elde edilen şeyin çok boyutlu tarihini de bildiğinizden emin olun. Ayrıca kendi kendinize de sorun, bunun için çabalamaya değer mi?

Mesela Hindistan 'ın fakir bir mahallesinde 1 milyar insan içinde doğduğunuzu düşünün. Bir şirket kurup size destek olacak bir yatırımcı bulmanız ve bir milyoner olmanızın ihtimali nedir? Veya youtube videosunda bahsedildiği gibi, eski moda restoranınızı kimse gelmese bile açık tutarken bir ünlünün önünden geçip beğenmesi ve sosyal medyasında paylaşması ihtimali nedir? 5 metrekare bir odada bir yazılım geliştirip bunu milyar dolarlara satabilme ihtimaliniz nedir? Belki dünyada bunların örneği vardır ama başka şartlar altında başka kişilere denk gelmiştir. Çünkü gerçeklik dediğimiz bir kavram var ve sadece istatistiklerden ibaret değil.

Genelde başka insanların "başarı" hikayelerine bakarak kendimize hayaller belirlediğimize göre bu hayalimiz de genelde para veya şöhret oluyor. Belki küçük bir grup da bir cumhurbaşkanı veya iktidar partisi lideri olmak veya bilinen bir figür olmak gibi politik hedeflere sahiptir. Bazılarının da belki bir ülkede yaşamak veya bir arabaya sahip olmak veya birisi ile evlenmek veya küçük bir iş kurmak gibi hayalleri vardır. Bazı insanların ise hiçbir hayali yoktur ve sadece günlerini geçirirler, ki ben onlara yaşayan ölüler derim :) Hadi bu hayallere dalalım.

Şimdi hayaliniz para veya şöhret değil mi? Sizi yargılamıyorum. Ama aynı hayali kuran kaç milyon insanın var olduğunun farkında mısınız? Bugünlerde ünlü olmanın en olası yolu sosyal medya. Fakat aynı ortamda aynı amaca sahip çok fazla insanın olması sizin fark edilme şansınızı ciddi şekilde düşürüyor. Yada belki de dansçı veya futbolcu gibi bir meslek ile ünlü olmak istiyorsunuzdur. Aynı şekilde bu yollarda da çok fazla insan var. Bu yolları deniyor olmanız istatistiki açıdan pek anlamlı değil. Ama sorun sadece istatistik de değil.

Belki de zengin olmak istiyorsunuzdur. Ama piyangodan para kazanmak gibi değil, bileğinizin hakkı ile birşey yaparak veya üreterek zengin olmayı hayal ediyor olabilirsiniz. Belki de Warren Buffet, Bill Gates gibi kişilere veya Google, Netflix gibi şirketlere bakıyorsunuzdur. Onların yolculuğunun ne kadar uzun, kaç yıl, sürdüğünü biliyor musunuz? "Enerji - zaman - para" olayını hatırlayın. Onlar başlangıçta her üçüne de sahiptiler ve daha az rekabet vardı. Siz şimdi kazmaya başlayıp 20 yıl boyunca kazsanız, o hazine çoktan başkasının eline geçmiş olur veya bu süre sonunda fikriniz veya ürününüz çağ dışı kalmış bir ölü doğum olabilir.

Belki de politikaya atılmak istiyorsunuzdur. O insanlar çoğunlukla belli organizasyonlarla veya gruplarla yakından ilişkili oluyorlar. Yani o dairenin çok dışındasınız ve içine girmek için çok çabalamalısınız. Sizi bu yolda diğerlerinden ayıracak olan şey nedir? Belki geçmişte farklı idi ama günümüzde dünya genelde ağlar vasıtası ile işliyor.

Belki de mütevazi istekleri olan makul bir insansınızdır. Bu istekleriniz çoğunlukla hedeflerdir. Küçük insanlar büyük hayaller kuramazlar. Yanlış anlamayın kimseyi aşağılamıyorum, ben de küçüğüm :D Bizim maddi kısıtlarımız ve zorunluluklarımız var. Günümüz işlevsiz kapitalist düzeninde ise bu kısıtlar ve zorunluluklar boğazımıza kadar battığımız bataklık gibi. Küçük de olsa hayaldir diyelim ama eğer şanslı değilseniz, sizin yolunuz başkalarından daha zor olabilir. Hayatta gerçekler genelde şans faktörü ile belirleniyor, istikrar veya çok çalışma ile değil.

Mesela aşk arıyorsanız bu karşılıklı olmalı değil mi? Mesela Norveç 'te yaşamak istiyorsanız ama Afrika 'da bir ülkede doğmuş olsanız, böyle bir hayali kurmanız bile zor. Bilimsel bir alet veya bir fikir geliştirdiyseniz birilerinin sizi anlaması gerekiyor en başta. Bir sporcu olarak yeteneğiniz var ve geliştirmek mi istiyorsunuz? Bunun için zaman, altyapı ve sağlık gibi şeylere sahip olmalısınız. Mesela bir yazar mı olmak istiyorsunuz, belki de yazma konusunda iyisinizdir? O zaman da sizin tarzınızı beğenen birilerine denk gelmeniz gerekir. Bazen bir hedefe giden somut adımları atabilmek bile imkânsız hale gelebilir. Aslında materyalizm odaklı olan bu dünyanın yenilik ve yaratıcılık ihtimalini ve yollarını tıkadığını görüyoruz. Böylece para veya network sahiplerinin istediği veya yol verdiği şeylerle yaşamak zorunda kalıyoruz.

Benim gördüğüm sadece 1 su götürmez gerçek var. Eğer bir yerde hazine varsa, durmak sizi asla hedefe ulaştırmaz. Ama bu başka seçeneklere sahip olamayacağınızı da göstermez. Bazen vazgeçmek de normal ve anlamlı bir seçenek olabilir. Bence bir kenarda bir kazmanız dursun ve kazmaya hazır olun. Ama sonrası çoğunlukla şansa kalmış. Mesela 2010 yılında bitcoin almak gibi. Mesela 2000 'li yıllarda garaj şirketi dediğimiz bir şirketin hissesini satın almak gibi. Mesela penisilinin keşfedilmesi gibi. Aynı anda 10 tünel kazamazsınız ama seçim de yapamazsınız.

Ama şansın yanında bir de günümüzde finans dediğimiz birşey var. İnanınz bana, günümüzde başarı hikayesi şablonunda duyduğunuz şeylerin çoğu şansa veya paraya dayalı. Bir kişi ikna edebileceği daha büyük bir kişiye erilebilecek kadar yakın olabiliyor ve bu ikna faktörü de çoğunlukla yatırım getirisi oluyor. Yeni çıkmış havalı bir web sitesi veya bir organizasyon veya ürün duyuyorsanız genelde yatırım buldukları için duyuyorsunuz. Bu da onların milyonlar içinden sıyrılabildiklerini gösteriyor, tabi bir yandan zengini zengin etme kuralına da uyum sağlayarak.

Size başka bir açı sunayım. Çin veya Venezuela 'da doğan birisi ile Finlandiya veya İsviçre 'de doğmuş olan birini düşünün. Ana rahmine düştüğünüzde kaderinizin %60 'ı belirlenmiş oluyor. Doğduğunuz anda ise olası olasılıklarınızın %90 'ı belirlenmiş oluyor. Mesela bir hastalıkla doğmuş da olabilirsiniz. Veya dünyaca ünlü insanlara veya şirketlere erişebilecek mesafede de olabilirsiniz. Başkalarının doğumda sahip olduğu imkana erişmek için 15 yıl harcamak zorunda kalabilirsiniz. (Burada bir not, bu yüzden insanlar sadece yaptıkları yanlışlardan değil yapmadıkları doğrulardan da sorumlu tutulacaktır diye düşünüyorum.) Günümüzde 8 milyar kadar insan olduğumuz için hayallerimizin çoğu da piyango tutturma mahiyetinde. "Eziklerin bahaneleri kazananların iradeleri veya planları" olur diye gezinen geri zekalılar size birşeyler satmaya çalışan sahtekâr fenomenlerdir. Şunu tekrar edeyim, motivasyon ilerlemenin anahtarı olabilir. Ama inançlarınızla ilerleme sağlayamazsınız. İlerlemeniz bile size bir sonuç vaat etmez.

Günümüzde "fırsat eşitliği" kavramına inanan çok insan var. Aslında iyi niyetli olarak haklılar ama konu biraz detaylı. Mesela iki çocuğunuza aynı eğitim fırsatlarını verebilirsiniz. Ama ikisinin de aynı yeteneklere veya ilgi alanlarına sahip olmalarını bekleyemezsiniz. Mesela bir çocuğunuz ressam olmak istiyorsa ona bir tuval ve boyalar vermeniz gerekir, fizik kimya falan değil. Yani insanlara yolculuklarında yardımcı olmalısınız. Bu hayatta herkes aynı şeylerin peşinde değil ve her hayale aynı yollardan gidilmiyor. Mesela kazmak yerine, mecazi anlamda, yüzmek veya tırmanmak veya koşmak gibi yollar da olabilir. Hepsi aynı derecede zor değildir. Her insan hayallerine aynı cefaları çekerek yürümez.

O zaman ne yapıcaz?

Şahsen ben olasılıkları ve kazabiliyor ve hayal edebiliyor olmayı severim. Birden fazla hayal için tünel kazmaya çalışmayı hedeflerim. Bu şekilde şansımı arttırabilirim diye düşünürüm. Ama bu aynı zamanda verebileceğim enerjiyi böler ve kendimi tüketmemek adına eforum genelde düşük olur. Ben biraz da kaderimin çoğunluğunun kendi elimde olmadığına kaniyim. Ama santim santim bile olsa durmadan kazdığım en az bir tünel mutlaka bulunur, eğer diğer tüneller daha az umut vaat ederse. Bu yüzden 2016 yılından beri android ve ios tarafında WhoShares isimli uygulamamı ayakta tutuyor ve bakımını yapıyorum :D Ayrıca okunma kaygısı gütmeden 2021 yılından beri blog yazıyorum. Blogda epeyce felsefe ve ileri fizik birikimim ve hatta teorilerim de var. Hatta bu konuda fizikçilere ulaşmaya da çalıştım. Kendimce bir roman yazdım ve bunu yayınevlerine gönderdim. Öğret Bakalım isimli bir uygulama geliştirdim. Birgün blogumun 1 milyar kişiye ulaşmasını istiyorum, bir eşik değeri olarak. Veya bir gün kitabım milyonlarca satabilir. Veya fizik teorilerim bir matematikçi tarafından mantıklı bulunup desteklenip geliştirilebilir ve yeni bir bilimsel çağ başlatabilir. Mobil uygulamam dünyaya yeni bir nefes getirebilir, tabi insanlar ne olduğunu anlarsa. Bazen dağları delmenizin ovadakiler için anlamı olmayabilir. Bazen de kimse neden ve ne için kazdığınızı bilmeyebilir, çünkü hayali sadece siz biliyorsunuzdur.

Bence herkesin bir veya birden fazla hayali ve hatta mümkünse büyük bir hayali olmalı. Ama beklentileriniz yüksek olmamalı. Bu sayede merdivende bir adım daha çıkmak için sürekli bir sebebiniz olabilir. Ama gerçeklikten uzak veya akıldan yoksun hayallerin peşinden koşarken kim veya ne olduğunuzu unutmamak gerekiyor. Yeni nesil kapitalizm size hamster gibi koşacağınız sahte hayaller pazarlıyor. Tabi o konu başlı başına bir blog yazısı ve ben zamanında o hayatın yolcuları isminde bir yazı yazmıştım. Bu dünyada sadece size değil başkalarına da fayda üretebilecek derinlikli veya anlamlı hayaller de mevcut. Bencil hayaller pek üretken bir doğaya sahip olmuyor genelde. Mesela tarihte Martin Luther, Gandi veya Mandela gibi örnekler var. Ama günümüze bakıyorsun sosyal tırmanıcılar dolu :/

Gerçekçi konuşmak gerekirse, özetle, bizim devam ettirmemiz gereken bir hayatımız var. Bu da çalışıp para kazanmak zorunda olmak demek. Çok kalabalığız ve giderek daha kapitalizm odaklı hale geliyoruz. Günün sonunda kazmak yada kazmamak, işte soru bu. Hiç birşey kesin değil. Kimse sizi vazgeçtiniz veya kazmaya devam ediyorsunuz diye yargılayamaz. Kimse size bir hazine vaat edemez. Genellikle kimse kazıyor olmanın sizin için ne kadar zor olduğunu bile bilmez. Bazen de kimse ne için kazdığınızı bilmez veya anlamaz. Hayalleriniz bir yana, amaçlarınıza giden yollar bile tıkanabilir. Ben hayatın kısa olması ile kuşların uçması arasındaki ilişkiyi hiçbir zaman çözemedim :D Ama belki de günün sonunda Cemal Süreyya 'nın dediği gibi "hayat kısa kuşlar uçuyor" demek gerekiyor, bilmiyorum. Hayat çok karmaşık. Ama bence hayallerin ve hayal edenlerin yaşayabildiği bir dünyaya ihtiyacımız var. Bugünlerde çoğunlukla geçmişte kurulmuş hayallerin vücut bulmasından faydalanıyoruz. Şimdi gidin ve bir kazma alın. Veya kazma kürek satarak zengin olmaya çalışın, seçim sizin. Blogda seçim ve ağaç konulu yazılarıma da göz atabilirsiniz. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere :)


Bir yorum yazabilirsiniz